Sözce'de sorgulama yapmak için bir kelime girin

ılımlı ne demek?

 - 2 sözlük, 2 sonuç.

Güncel Türkçe Sözlük

ılımlı anlamı
sf. 1. Düşünce, iş vb.nde aşırıya kaçmayan, ölçülü, mutedil, itidalli: "Eski ılımlı sesiyle hikâyesini bitiriverdi." -H. E. Adıvar. 2. Siyasette aşırı görüşler arasında ortalama bir görüşü savunan.

Türkçe - İngilizce

ılımlı anlamı
sıfat
1) moderate
2) mild
3) modest
4) temperate
5) clement
6) genial
7) hospitable
8) equable
9) low key
10) middle-of-the-road

ılımlı eş anlamlısı

düşünce
is. 1. Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik, mütalaa, fikir, mülahaza, ide, idea: "Anlaşmazlıklarda aracılığına, zor durumlarda düşüncesine başvurulur." -T. Buğra. 2. Dış dünyanın insan zihnine yansıması. 3. Niyet, tasarı. 4. mec. Tasa, kaygı, sıkıntı: Sınıfta kalma düşüncesi uykumu kaçırdı. 5. fel. İlke, yönetici sav.
itidalli
sf. Ilımlı.
mutedil
sf. (mu:tedil) 1. Ilımlı: "O, tarafsızlığın mutedil duygularından ziyade taraftarlığın şiddetli hırslarından zevk alırdı." -A. Ş. Hisar. 2. coğ. Ilıman.
ölçülü
sf. 1. Ölçüsü alınmış, ölçülmüş. 2. Belirli bir ölçüde olan: Ölçülü faiz. 3. zf. Dikkatli, düşünerek: "Çok ölçülü konuşur ve onun etrafındaki lakırtıları muayyen bir dozu geçmezdi." -R. N. Güntekin. 4. mec. Ilımlı: "Rabia ile iki dansımda da gayet ölçülü, vakarlı hareket etmiştim." -R. H. Karay. 5. ed. Belli bir ölçüye göre düzenlenmiş olan (manzume, düz yazı), vezinli, mevzun: "... şiirleri, ölçülü, uyaklı sağlam şiirler." -N. Cumalı.

"ılımlı" için örnek kullanımlar

Tabiî ki ılımlı bir notaydı, ancak yapılması gereken bir hareketti.
Of course notaydı a moderate, but to act.
Kaynak: azinlikca.net
Ev sahibi ekibe karşı daha ılımlı olan Collum, kartına başvurmamıştı.
The host team against the more moderate Collum, başvurmamıştı card.
Kaynak: fotospor.com
Artan talep, artan bir arzla karşılanırsa fiyat artışları ılımlı kalabilir.
Increasing demand, increasing supply and moderate price increases may be met.
Kaynak: haberturk.com
Yene başkan ve yönetim daha ılımlı, daha anlayışlı.
Yen chairman and a more moderate, more insightful.
Kaynak: trtspor.com.tr
Ruanda Soykırımı, Ruanda 'da 1994 yılında yaklaşık yüz gün içinde 800.000 Tutsi ve ılımlı Hutu 'nun, aşırı uç Hutular (Interahamwe )
Kaynak: Ruanda Soykırımı
Rockefeller Cumhuriyetçisi ya da liberal cumhuriyetçi, Amerikan Cumhuriyetçi Partisi 'nin liberal görüşlere ılımlı yaklaşan grubunu
Kaynak: Rockefeller Cumhuriyetçisi
Çizgili ötleğen (Sylvia nisoria), doğu Avrupa boyunca ve ılımlı Asya 'nın büyük kısmında yavrulayan ötleğengiller (Sylvidae) familya
Kaynak: Çizgili ötleğen
Küçük akgerdan (Sylvia curruca), Avrupa 'nın ılımlı kesimleri, güneybatısı hariç ve Batı ve Orta Asya'da bulunan ötleğengiller (Sylvidae)
Kaynak: Küçük akgerdan
Ahmed-i Zemci, Arap milliyetçisi olan Emevi Devleti 'nin yıkılıp, yerine Mezopotamya ve Anadolu halkları için daha ılımlı olan Abbasi
Kaynak: Ahmed-i Zemci
ve köktendinci islamcıları destekledikleri Yeşil Kuşak Projesi 'ni revize ederek yerine ılımlı islamın desteklenmesi fikrini geliştirdiler.
Kaynak: Ilımlı İslam
1906'da SPD Yürütme Komitesi'ne seçildikten sonra, partinin sağ ve sol kanatları arasında ılımlı bir çizgi izledi. Temmuz 1914'te
Kaynak: Hermann Müller
Aynı yıl, Milliyetçi Hareket'in bünyesindeki ılımlı reformcu siyasi oluşum İspanyol Halk Birliği 'nin kurucu üyesi ve daha sonra başkanı
Kaynak: Adolfo Suárez
Böylece İngiliz yönetimini olduğu kadar ılımlı toplumsal reformcuları da şiddetle eleştirmesiyle ünlenen Tilak, Batı'yı örnek alan
Kaynak: Bal Gangadhar Tilak
gruplarla anlaşmazlığa düştü, anayasal monarşi içinde kurulacak bir demokrasi için barışçıl çabalar güden ılımlı bir hareketi savunuyorlardı.
Kaynak: Şahpur Bahtiyar
Tüm yetkileri kendi eline alan Sallal (18 Eylül 1966), monarşistlerin ve sürgündeki ılımlı cumhuriyetçilerin ikili muhalefetiyle
Kaynak: Abdullah Sallal
Fakat pratikte, güney yarımkürenin daha geniş olan okyanusların ılımlı etkisi olarak, mevsimler her iki kürede de benzer olarak geçer.
Kaynak: Kuzey yarıküre
La telinden elde edilen sesler, tatlı ve ılımlı duyulur. Re telinin gösterişsiz ama yumuşak bir rengi vardır. Sol teli çok zengin tınılar
Kaynak: Viyola
İsrail'in başbakanlığını yaptı. Filistin sorununa gençliğine göre daha ılımlı bir yaklaşım sergiledi. 2004 yılında İsrail 'in
Kaynak: Ariel Şaron
Tartışmalı bir dış politika izlemesine ve ılımlı reformlarıyla liberalleri düş kırıklığına uğratmasına karşın, partiler arasındaki
Kaynak: Agostino Depretis
Ancak Meclis'te bu isteğini kabul ettiremeyince istifa etti ve yerine ılımlı kişiliğiyle tanınan Fethi Okyar başbakanlığa getirildi.
Kaynak: Takrir-i Sükûn Kanunu
Onlar İngiliz sömürgeci yönetiminin ikna edilmesi gibi daha ılımlı mücadele yöntemlerinden yanaydılar. Bu nedenle Kongre 1920'lerde fazla
Kaynak: Afrika Ulusal Konseyi
Bu karar, Jaurès önderliğindeki ılımlı sosyalistler ile Jules Guesde'nin öncülük ettiği militan Marksist lerin birbirinden daha da
Kaynak: Aristide Briand
ılımlı bir dış politika izleyerek tarafsız kalmaya çalıştı, Lübnan da arabulucu luk rolü üstlendi, İran ve Irak arasındaki çatışmalarda
Kaynak: Fahd bin Abdülaziz
Alman dışavurumcu sinema akımının bir örneği olan film aslında ekspresyonist olarak başlayıp daha ılımlı bir şekilde biter. Sürekli
Kaynak: Metropolis (film)

Yakın Kelimeler

Google Reklamları
(Tahmin etmek için bir harf girin)
Vagonmedya.com
2009-2024 © Sözce hakları saklıdır.