Sözce'de sorgulama yapmak için bir kelime girin

iyi ne demek?

 - 6 sözlük, 6 sonuç.

BSTS / Felsefe Terimleri Sözlüğü

iyi anlamı İng. good Osm. hayır Lat.bonus Alm. gut Fr. bien agathos
1- (Geniş anlamında) a. İşe yarar, ereğine, özüne uygun, doğru yapılmış; doğasına uygun. b. İstenmeğe değer olan. c. Değere yönelmiş, değere ilişkin, değerle belirlenmiş, değerli. 2- Ahlâkın ve ahlâk felsefesinin temel kavramı: Ahlaksal değer; ahlaksal olanın olumlu ana niteliğini gösteren özel kavram; ahlâkça değerli olan (karşıt kavramı: kötü). Ahlâk felsefesinde şu anlamlarda kullanılır: a. (Skolastikte) Tanrı'nın istemiş olduğu dünyadaki varlık düzeni ile uyum. b. (Kant'ta) İstencin, içerik bakımından değil de, yalnızca ahlâk yasasınca belirlenmiş olan biçimsel niteliği. 3- Somut kişi ya da edim değeri. // İyi, değerler düzeninde yüksek değerleri seçmede ortaya çıkar. Buna karşılık kötü, aşağı değerlerin yeğ tutulmasında kendini gösterir. Ayrıca: "Yararlı olan iyidir." (yararcılık) ya da "Haz veren iyidir." (hazcılık) görüşleri.

BSTS / Toplumbilim Terimleri

iyi anlamı İng. the good Osm. hayır Fr. le bien
Belli bir insan gereksinmesini karşılayan, insan çıkar ve dileklerine uygun düşen, genellikle topluma, bir sınıfa ya da başka bir toplumsal kümeye, bir kişiye yararlar sağlayan özdeksel ya da tinsel bir olgunun niteliği.

Güncel Türkçe Sözlük

iyi anlamı
sf. 1. İstenilen, beğenilen nitelikleri taşıyan, beğenilecek biçimde olan, kötü karşıtı: "Bir aralık iyi fal bildiğimi haremde duyurdum." -F. R. Atay. 2. Bol, yararlı, kazançlı: İyi yağmur yağdı. 3. Çok: İyi para kazandı. 4. Uğurlu, hayırlı, iyilik getiren: İyi haber. 5. Esen, sağlıklı: "İyi ve sıhhatli olduğumu bildirebilirsiniz." -N. F. Kısakürek. 6. Yerinde, uygun: İyi bir cevap. 7. Doğru olan: İyisi bu işe karışmamaktır. 8. Yeterli, yetecek miktarda olan: Bu yün, hırka için iyidir. "Annemin simasını şimdi iyi hatırlayamıyorum." -Y. K. Beyatlı. 9. is. Öğrencinin değerlendirilmesinde kullanılan orta ile pekiyi arasındaki not. 10. zf. İstenilen, beğenilen, yerinde, yararlı, uygun bir biçimde: İyi konuştu. "Bunun çocukları iyi çıktıkları için ölünceye kadar babalarına bakmışlar." -M. Ş. Esendal.

Tarama Sözlüğü

iyi anlamı
bakınız» yiyi.

Türkçe - İngilizce

iyi anlamı
sıfat
1) good
2) well
3) fine
4) decent
5) great
6) okay
7) all right
8) OK
9) alright
10) kind
11) sound
12) happy
13) comfortable
14) well enough
15) fair
16) just
17) agreeable
18) gratifying
zarf
1) well
2) fine
3) decently
isim
1) B

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

iyi anlamı
İyi (bakınız» iy, eylik)

iyi eş anlamlısı

bol
(I) sf. 1. İçine girecek şeyin boyutlarından daha büyük veya geniş olan, dar karşıtı: "Bol zamanıma yetişti de ben onu böyle şımarık büyüttüm." -P. Safa. 2. Nicelik bakımından olağandan veya alışılandan çok, kıt karşıtı: "Demek ki zeytinin bol ve ucuz olduğu bir yerdeymiş." -B. Felek.
bol
(II) is. Özel bir cam içinde likör, şarap, meyve ve maden suyu karıştırılarak hazırlanan içki.
çok
sf. 1. Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı: "Bana matematik çok kolay geldi." -F. R. Atay. 2. zf. Aşırı bir biçimde: "Biz çocuklar evimizi çok beğendik." -A. Kutlu.
esen
sf. Ruhsal ve bedensel olarak sağlıklı, sıhhatli, salim.
sağlıklı
sf. 1. Sağlık durumu iyi olan, sağlam, esen, sıhhatli: "Birbirlerine sağlıklı, esenlikli bir kış dilediler." -T. Buğra. 2. Sağlık kurallarına uygun olan, hijyen, hijyenik. 3. Sağlığı koruyan. 4. mec. Sağlam, doğru, güvenilir, gerçek: "Kendine saygısı olan, sağlıklı bir adam başkalarına da en büyük saygıyı duyar." -Y. Kemal.
uygun
sf. 1. Yakışır, yaraşır, mutabık, mütenasip: "Ne var ki bunları şimdiye kadar kimseye anlatmadığım için uygun ifadeyi bulmakta zorlanıyorum." -İ. O. Anar. 2. Elverişli, yarar, müsait, muvafık: "Yemeği götürmek için o an en uygun kişiydim." -A. Kutlu. 3. mec. Orantılı, oranlı.
yararlı
sf. Yarar sağlayan, yararı olan, faydalı, nafi: "Anlattıklarınız benim için çok yararlı." -A. Ümit.
yerinde
sf. 1. İyi, yeterli: "Binbaşı, uzun boylu, ince yapılı, uzun kır bıyıklı, yaşlı ise de gücü yerinde, her işe eli yatan bir adam." -M. Ş. Esendal. 2. zf. Zamanı, yeri uygun düşerek, gerektiği biçimde: Yerinde konuşmak. 3. zf. Durumunda: "Sıkılacak ne var, doktor onun babası yerinde." -M. Ş. Esendal.

iyi zıt anlamlısı

kötü
sf. 1. İstenilen, beğenilen nitelikte olmayan, hoşa gitmeyen, fena, iyi karşıtı: "Hamakat, dalalet ve kötü niyetin bu kadarına söylenebilecek bir şey yoktur." -N. F. Kısakürek. 2. Zararlı, tehlikeli: Kötü adam. 3. Korku, endişe veren: "Yabancının bu kötü kastına yalnız azmimizle karşı koyduk." -R. E. Ünaydın. 4. Kaba ve kırıcı: "Kızına söylemedik kötü lakırtı bırakmamış." -M. Ş. Esendal. 5. Kişi veya toplum üzerinde olumsuz etkileri olan. 6. zf. Aşırı, çok: Kız, oğlana kötü tutuldu.

"iyi" için örnek kullanımlar

Akhisar takımı içeride dışarıda çok iyi mücadele eden bir takım.
Akhisar team out there who are fighting a very good team.
Kaynak: yenimesaj.com.tr
Bir ekibimiz var ve dünyanın en iyi kuruluşlarından destek alınıyor.
We have a team of the best companies in the world and getting support.
Kaynak: hurriyet.com.tr
Çaykur Rizespor maçından iyi sonuçla döneceğimize inanıyoruz'' dedi.
We believe that a good result, we would Rizespor match,'' he said.
Kaynak: ntvspor.net
Bu kez fırsatları iyi değerlendirdi, rakibinden çok attı, tarih yazdı.
This time we discussed the opportunities, competitors much threw made ​​history.
Kaynak: sporx.com
En İyi Özgün Senaryo Akademi Ödülü, daha önce yayımlanmış bir eseri temel almayan, en iyi senaryoya verilen Akademi Ödülü dür.
Kaynak: En İyi Özgün Senaryo Akademi Ödülü
En İyi Uyarlama Senaryo Akademi Ödül, ABD 'nin en seçkin sinema ödülleri olan Akademi Ödülleri 'nden biridir. uyarlanan en iyi senaryo nun
Kaynak: En İyi Uyarlama Senaryo Akademi Ödülü