Sözce'de sorgulama yapmak için bir kelime girin

kapmak ne demek?

 - 5 sözlük, 5 sonuç.

Divanü Lügati't-Türk

kapmak anlamı
kapmak, çalmak; dokunmak, çarpmak, uçurmak; hücum ve defi etmek

Güncel Türkçe Sözlük

kapmak, -ar anlamı
(-i) 1. Birdenbire yakalayarak, çekerek almak: "Bir hamlede atıldım. Evvela tabibin elinden defteri kaparak fırlattım." -H. Z. Uşaklıgil. 2. Isırıp parçalamak. 3. Koparmak, kıstırmak: Makine parmağını kapmış. 4. İşitir işitmez veya görür görmez bellemek ve öğrenmek: Bir müzik parçasını kapmak. 5. Yer ayırmak, yer tutmak. 6. (nsz) Bulaşmış olmak, geçmek: Hastalık kapmak. Huy kapmak.

Tarama Sözlüğü

kapmak anlamı
kaplamak, istilâ etmek

Türkçe - İngilizce

kapmak anlamı
fiil
1) grab
2) snatch
3) whip
4) snatch up
5) seize
6) imbibe
7) shut
8) grasp
9) catch
10) shut in
11) snap up
12) dispossess
13) clutch
14) nab
15) poach
16) scoop up
17) swoop up
18) twitch
19) whip away
20) whip from

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

kapmak anlamı
Türemek, çıkmak.

-Gaziantep

kapmak eş anlamlısı

geçmek
(-e) 1. Bir yerden başka bir yere gitmek: "Elindeki kitabı bırakıp bulundukları odaya geçtim." -T. Buğra. 2. (-den) Bir yandan girip diğer yandan çıkmak: İplik iğne deliğinden zor geçti. 3. (-den) Yol, araç veya akarsu bir yerin yakınından veya içinden gitmek: Eve giderken sizin sokaktan geçeriz. 4. (-den) Bir duruma uğramak, konu olmak: Dayaktan geçmek. Muayeneden geçmek. 5. (-den) Bırakmak, vazgeçmek: "Bana yârdan geç derler / Seven yârdan geçilir mi?" -Halk türküsü. 6. (-de) Yaşamak. 7. (-den) Bir şeyi bundan böyle yapma durumunda olmamak: "Hakkın var... Ne çare ki bizden geçti, diye söyleniyor." -R. N. Güntekin. 8. (-de) Olmak, vuku bulmak, cereyan etmek: "Bu odanın içinde geçen aşk anları artık çok uzaklardaydı." -A. İlhan. 9. (-i, -e; -den) Hastalık bulaşmak, sirayet etmek: Hastalık bana ondan geçti. 10. (-den, -e) Herhangi bir durum, soya çekim yoluyla birinde görünmek: Bu titizlik ona babasından geçmiş. 11. (-den, -e) Bulunduğu yeri veya konumu değiştirmek. 12. Bir yeri aşmak, öbür yana ulaşmak: "İstanbul'a geçecek değil, parmağımı kımıldatacak takatim yok." -S. M. Alus. 13. Yerini bırakıp başka yer almak. 14. (-den) Bir konu üzerinde veya bir yerde çalışmış olmak: "Şimdiki tuluat artistlerinin çoğu oradan geçtiler." -S. F. Abasıyanık. 15. Etki yapmak, işlemek: Soğuk, ciğerime geçti. Başına güneş geçmiş. 16. Görev almak: İktidara geçmek. 17. Kalmak, devrolmak: "Paralar suyunu çekti. Fabrika da olduğu gibi Nihat'a geçti." -N. F. Kısakürek. 18. (-i) Geride bırakmak, aşmak: Bizim yelkenli vapuru geçecek. Ordu sınırı geçti. Çocuğun boyu babasını geçti. 19. (nsz) Tükenmek, bitmek, sona ermek: "Yavaş yavaş bu hırs geçer." -F. R. Atay. 20. (-i) Üstünlük sağlamak. 21. (-i) Söylemeden veya bitirmeden atlamak: O meseleyi geçelim. O bahsi geç! 22. (-i) Zamanı aşmak, geride bırakmak: "Şehzadebaşı'na geldikleri zaman saat onu geçiyordu." -P. Safa. 23. (-le) Harcamak: "Bütün günüm seni takip etmekle geçti." -Y. K. Karaosmanoğlu. 24. (-i) Bir müzik parçasını meşk ederek öğrenmek, çalmak veya söylemek. 25. (-i, -den) Birinden meşk etmek: Bu şarkıyı kimden geçtiniz. 26. Haberi bir iletişim aracı ile bildirmek: Ankara haberlerini gazetesine geçiyormuş. 27. (nsz) Sönmek: "Ocak sönmüş, koru bile geçmişti." -N. Nâzım. 28. Yazılmak, girmek: Tarihe geçmek. Kitaba geçmek. 29. (nsz) Sürümü olmak, satılmak. 30. (-i, -e) Konuşmada sözü geçmek veya basında yer almak: "Kısa süren bir hastalıktan sonra göçüp gideceğini hissetmiş hatta ölümünün gazetelere bile geçmemesini istemişti..." -H. E. Adıvar. 31. (nsz) Kullanımda olmak, tedavülde olmak: Bu para artık geçmiyor. 32. (nsz) Kabul edilemez olmak: Senin paran burada geçmez. 33. (nsz) Okulda, sınavda başarı göstermek: Çocuk bu yıl geçti. 34. Bir yere gidip oturmak. 35. (nsz) Çok bekletilmekten çürümeye yüz tutmak: Bu karpuz geçmiş. 36. (nsz) Sıyrılmak, kurtulmak, işin içinden çıkmak: Görmedim dedi, geçti. 37. (yar) argo Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar: lska geçmek. Diskur geçmek. 38. (-i, -e) hlk. Çekiştirmek, yermek: "Beni sana geçmişler / Vallahi ben demedim." -Halk türküsü.

"kapmak" için örnek kullanımlar

Niyeti bu; topu rakibinden sökmek, kapmak, çalmak değil kontrol etmek.
The intention of this, remove the ball opponent, grabs, not to control the play.
Kaynak: tr.eurosport.com
Tokatspor'da amaç Balıkesir maçından 3 puanı kapmak.
Tokatspor'da match score 3 goals to grab Balikesir.
Kaynak: sondakika.com
DK 85: Drogba yaptığı hata sonucunda topu kapmak isterken rakibine faul yaptı, sarı kart gördü.
DK 85: Drogba made ​​his mistake as a result of a foul while trying to grab the ball, received a yellow card.
Kaynak: iha.com.tr
Orta alanda top kapma mücadelesi sırasında Sabri Güray'dan topu kapmak isterken topa eliyle dokundu.
During the struggle for the ball in the middle area of grabbing his hand touched the ball while trying to grab the ball Güray'dan Sabri.
Kaynak: gazetea24.com
Temel amaçları rakip takımların topunu kapmak ve gerçekleştirdiği atakları kesmek, topa sahip olmak ve forvetleri beslemektirBazı orta saha
Kaynak: Orta saha
motoru teknolojisindeki tekelini kırmak ve arama motoru piyasasından pay kapmak amacıyla MSN Search hizmeti geliştirilerek hizmete sunuldu.
Kaynak: Microsoft Network
genelevlerin bulunduğu Beyoğlu 'nda Amerika askerlerinin başlarından keplerini kapmak, üstlerine kırmızı boya atmak, üniformalarını
Kaynak: Altıncı Filo'yu Protesto Olayları
Oğlağı taşıyan atlıyla beraber diğer oyuncular da oğlağı kapmak için yarışır. Atlıların birbirine kamçılarıyla vurmaları serbesttir.
Kaynak: Kokpar
Çok yüksek¬lerde süzülerek uçabilir, su üzerinde gördüğü yiye-ceği pençeleri ile kapmak için kapmak için suya doğru hamle yapar.
Kaynak: İğneada, Demirköy
Bu noktadan sonra adam artık "oyunu oynamayı" reddeder, su sürahisi yüzünün seviyesine kadar sarkıtılsa dahi onu kapmak için harekete
Kaynak: Sözsüz Oyun I
20-35 yaş grubu için işin en heyecan verici yanı bayramlaşmaya geçilmeden önce sıranın oluşturulması esnasında sıra kapmak için yapılan
Kaynak: Mahmutlar, Beypazarı
Sanki bu Türk göcü yetmiyormuş gibi diğer Bizanslilar ve Avrupalı maceracılar da parsa kapmak peşinde idiler. Normanların Sicilya ve Güney
Kaynak: VII. Mikhail
Dönemin ünlü oyuncuları Angélique rolünü kapmak için yarışıyorlardı. Yapımcı, rolü Brigitte Bardot 'nun oynamasında ısrar ediyordu, ama
Kaynak: Michèle Mercier
Macromedia daha sonra Splash'ın adını Macromedia Flash olarak değiştirdi ve Flash player'ı , piyasada çok daha hızlı bir pay kapmak için
Kaynak: Macromedia
kaval, üstü şeşhane • Başını kaşıyacak vakti olmamak • Bir pire için yorgan yakmak • Buluttan nem kapmak • Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu? •
Kaynak: Türkçede deyim
Hagen altını kapmak için atılır, suların arasında kaybolup gider. Gökyüzü kızıl bir renkle bezenmiştir. Uzakta Walhalla alevler içinde
Kaynak: Götterdämmerung
kuraralar haçı halille beraber çok kişi gelmiş o dönemlerde korkmuşlar yer kapmak için ve herkes burda yer kapar tabiki bildigim kadarıyla
Kaynak: Kızıleğrek, Merzifon
Aparmak kapmak, alıp götürmek anlamlarını içerir. Ayrıca ağırlık içeriği kelime kökünde mevcuttur. Kaynakça : Çoban, Ramazan Volkan.
Kaynak: Abra
Gidecek öğretmenler için erken gitmeleri tavsiye edilir (güzel lojmanı kapmak için.) Köyün içme suyu şebekesi ve kanalizasyon şebekesi
Kaynak: Gümüşali, Muş
Ribaunt almak : dönen topu kapmak. Ribaunt mücadelesi: dönen top mücadelesi. Ribaunta çıkmak: dönen topa çıkmak. Ritüel: ayinle ilgili
Kaynak: Türk diline geçmiş yabancı sözcükler
Hiv virüsünü kapmak herşeyin sonu değildir, isteyen hastalar Aids Savaş Derneğinden psikolojik destek de alabilirler. HIV'in
Kaynak: HIV

Yakın Kelimeler

Google Reklamları
(Tahmin etmek için bir harf girin)
Vagonmedya.com
2009-2024 © Sözce hakları saklıdır.