Sözce'de sorgulama yapmak için bir kelime girin

karışmak ne demek?

 - 4 sözlük, 4 sonuç.

BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu

karışmak anlamı Osm. ihtilât etmek Fr. mélanger (se)
(kimya)

Divanü Lügati't-Türk

karışmak anlamı
karışmak; kamaşmak; karşılanmak; karşı koymak

Güncel Türkçe Sözlük

karışmak anlamı
(-e) 1. İki veya ikiden çok şey bir araya gelip birbirinin içinde dağılmak, birbirinin içine girmek: "Araba sallana sallana içim bağrım birbirine karıştı." -H. R. Gürpınar. 2. Düzensiz, dağınık olmak: "Yanıma her tarafı titreyerek sapsarı, sakal bıyığa karışmış bir hâlde geldi." -R. H. Karay. 3. (nsz) Bulanmak, duruluğunu yitirmek: Hava birden karıştı. Zihnim karıştı. 4. (nsz) Açıklığını yitirmek, anlaşılması güçleşmek: "Kaymakam işin karıştığını anlayarak..." -M. Ş. Esendal. 5. Müdahale etmek, araya girmek: "Sokakta herkes kadın kıyafetine karışmak hakkını kendinde görürdü." -F. R. Atay. 6. Engellemek, araya girmek. 7. Bir araya gelmek, katılmak: "Bingazi'deki muharebeye karışmak için beraber yola çıktığım arkadaş Kahire'de hastalanmıştı." -Ö. Seyfettin. 8. İlgilenmek, müdahale etmek, el atmak: "Ben, dedim, başkalarının soy adlarına nasıl karışabilirim?" -M. Ş. Esendal. 9. Yetkisinde bulunmak, bakmak, iş edinmek, işi olmak: Bu işe belediye karışır.

Türkçe - İngilizce

karışmak anlamı
fiil
1) interfere
2) meddle
3) mingle
4) mix
5) be confused
6) blend
7) meld
8) intervene
9) jumble
10) get mixed
11) pick at
12) Tamper
13) amalgamate
14) intermeddle
15) butt in
16) be mixed up
17) take up
18) interfuse
19) commingle
20) jumble up
21) step in
22) whirl
23) mix in
24) cut in
25) commix
26) welter
27) thrust oneself in
28) thicken
29) strike in
30) slip in
31) pick over
32) merge
33) jumble together
34) combine
35) interlace
36) concern oneself
37) concern
38) thrust one's nose in
kelime öbeği
1) cut into
2) put one's nose into
3) thrust one's nose into
4) put one's oar in
5) poke one's nose into
6) have one's hand in

karışmak eş anlamlısı

bakmak
(-e) 1. Bakışı bir şey üzerine çevirmek: "Zamanla nasıl değişiyor insan / Hangi resmime baksam ben değilim" -C. S. Tarancı. 2. Aramak. 3. Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak: "Limana bakan penceresinden deniz görünürdü." -O. V. Kanık. 4. Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek. 5. Beslemek, geçindirmek: Üç çocuklu bir aileye bakıyor. 6. Bir iş birinden beklenmek: Evin bütün işleri bana bakıyor. 7. Hastayı muayene etmek. 8. Tedavi etmek için ilgilenmek. 9. Yoklamak, incelemek, denemek: Git bak bakalım, evdeler mi? Şu hesaba sen de bak. Yemeğin tadına bakar mısınız? 10. Bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak: Pasaport işine polis bakar. 11. (nsz) İlgilenmek: "Baktılar, ettiler, ilaç, tedavi, faydası olmadı." -E. Bener. 12. Uğraşmak, meşgul olmak: Çocuğum, sen derslerine bak. 13. Yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak: Bu iş beş bin liraya bakar. 14. Gözetmek, korumak. 15. Renklerde benzemek, andırmak: Bu kumaşın rengi yeşile bakıyor. 16. Önem vermek, önem vererek üzerinde durmak: "Aşka kutsal gözle bakanları üzmekten korkarım." -R. H. Karay. 17. (nsz) Anlamak, farkına varmak: "Bazı akşamlar bakarım Halil savuşur, nereye gittiğini de kimseye söylemez." -M. Ş. Esendal. 18. Başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak: Yemeğini yemene bak! Vaktini boş geçirmemeye bak! 19. (nsz) Bebeğin veya çocuğun eğitim ve bakımıyla ilgilenmek: "Kadınlar, iş dönüşü çocuk bakıyor, yemek hazırlıyorlardı, o yorgunlukla." -N. Cumalı.
düzensiz
sf. 1. Düzeni olmayan veya düzeni bozuk, karışık, tertipsiz, intizamsız, gayrimuntazam: "Parasız, arkadaşsız, huzursuz, düzensiz, yan aç yarı tok bir yaşam sürdürüyorduk." -A. Kutlu. 2. Sistemsiz.
katılmak
(I) (nsz, -e) 1. Katma işi yapılmak: Süte su katılmış. 2. Bir topluluğa girmek, iştirak etmek: "Üç dört ev ötedeki boş arsada çocukların oyunlarına katıldım." -N. Cumalı. 3. Ortak olmak, benimsemek: "Her konuya kibar bir ses ve bir iki sözcükle katılmak özenindeydi." -Ç. Altan.
katılmak
(II) (nsz) Aşırı derecede gülme, ağlama, gıdıklanma, korkma vb. tepkiler sırasında, solunum kaslarının kasılmasından dolayı soluk kesilmek: "Babam biraz surat astı, anam katıldı gülmekten." -F. R. Atay.
müdahale etmek
karışmak, araya girmek, el atmak: "Katiyen, müzakereye müdahale etmeyeceğimi ve hiçbir söz söylemek niyetinde olmadığımı ... bildirdim." -Atatürk.

"karışmak" için örnek kullanımlar

Ekim yapmayın denilmişse, o çiftçinin tercihine karışmak anlamına gelir.
Do not denilmişse October, which means that the farmer's preference mingle.
Kaynak: haber3.com
Politika sinemaya karışmak istiyor.
Policy movies you want to get involved.
Kaynak: gundem.milliyet.com.tr
Galatasaray Yönetim Kurulu'nun işine karışmak gibi bir düşüncem olamaz ama daha iyi futbol oynamaları gerekiyordu.
Galatasaray an idea, such as the Board of Directors can not be involved in the business but had to play better football.
Kaynak: trtspor.com.tr
Aşırı hırsın, zararlı olduğunun sembolü olarak gösterilen Bellerophontes Olimpos dağı na çıkıp ölümsüzlerin arasına karışmak isteyince onu
Kaynak: Pegasus
özellik taşıdığını iddia edenler, onu, parasal gücünü kullanarak ülkelerin iç işlerine karışmak ve o ülke siyasetine yön vermekle suçlamaktadır.
Kaynak: George Soros
Bunlar daha önceki ayaklanmalardan ders almayarak, devlet işlerine karışmak, hazineden gereksiz harcamalar yapmak, yetkilerini kötüye
Kaynak: Vaka-i Vakvakiye
Etki alanı sistemi, güçlü devletler tarafından diğer ülkelerin iç işlerine karışmak için günümüzde de kullanılmaktadır. Bu kavramlar artık
Kaynak: Etki alanı
Misafirlikte edep dışı davranışlarda bulunmak Misafirlikte ev sahibine karışmak, ona emir vermek Misafirlikte yemek beğenmemek, yemek seçmek
Kaynak: Xabze
Sığınaktaki insanlar için sık sık ruhların arasına karışmak zorunda kalmıştır. Göçebe'nin içinde Melanie'nin yaşadığına inanmakta
Kaynak: Göçebe (roman)
Onu bulmak için bu türlü entrikalara karışmak ile ismileri çıkmış olan Valzacchi ve Annina adlı iki İtalyan'ı hizmetine alır.
Kaynak: Der Rosenkavalier
Osmanlıların temel taarruz planı hızlı bir kruvazörle Yunan filosunun arasına karışmak, içinde Averof'un da bulunduğu birkaç Yunan
Kaynak: Mondros Deniz Muharebesi
Türk dünyasının TÜRKSOY çatısı altında yakınlaşmasının arkasında hiçbir siyasi amaç, ülkelerin içişlerine karışmak gibi bir düşünce yoktur
Kaynak: Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı
Lavie son derece cesur ve zeki biridir fakat bazen karışmak istemediği işler yüzünden biraz korkaklık yapar ama Claus'u asla yalnız
Kaynak: Last Exile
mücadelede Süleyman Çelebi 'den sonra ihtiyarlığına binaen bu gailelere karışmak istememiş ise de Rumeli 'de hükümdar olan Musa Çelebi '
Kaynak: Gazi Evrenos Bey
Celvet kelime olarak halka karışmak, halkla birlikte olmak anlamına gelmektedir. Celvetîler halkla beraber olmanın hayırlı olduğunu
Kaynak: Celvetilik
Bulgar (Bulganmak/Bulanmak) “karışmak” anlamına gelmektedir. Hunlardan sonra Sabirler in ve Göktürkler in hakimiyetine girdiler.
Kaynak: Büyük Bulgar Hanlığı
büyücülük , ruh çağırma , sihirbazlık, ölülerden medet umarak onlara yaklaşmak gibi cinlerle ilgili faaliyetlere karışmak konusunda uyarır.
Kaynak: Cin
Ne var ki Fransa'nın Mehmet Ali Paşa'yı desteklemesi, İngiltere'nin de Osmanlı'nın içişlerine karışmak istememesi üzerine beklediği
Kaynak: Kavalalı Mehmet Ali Paşa
Sanayi tipi kilim ve halıların çıkması ile bu el dokumalarımız da tarihe karışmak üzeredir. Çeyizlik anlamında hala yaygı dokunmaktadır.
Kaynak: Yayalar, Sivaslı
(Beyoğlu ) yakınlığıdır. Batılılaşma yolundaki İstanbul'da Pera'ya yakın olmak, oradaki hayat tarzına karışmak bakımından da bir fırsattı.
Kaynak: Nişantaşı, Şişli
Vagonmedya.com
2009-2024 © Sözce hakları saklıdır.