Sözce'de sorgulama yapmak için bir kelime girin

derman ne demek?

 - 5 sözlük, 10 sonuç.

Güncel Türkçe Sözlük

derman anlamı
is. (derma:nı) 1. Güç, takat, mecal. 2. İlaç. 3. mec. Çıkar yol, çare.

Kişi Adları Sözlüğü

Derman anlamı Köken: Far.
Cinsiyet: Erkek
1. İlaç. 2. Çare. 3. Güç, kuvvet.
Cinsiyet: Kız
1. İlaç. 2. Çare. 3. Güç, kuvvet.

Türkçe - İngilizce

derman anlamı
isim
1) cure
2) remedy
3) strength
4) power

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

derman anlamı
Kirişleri bağlayan yardımcı direk.

-Edirne

derman anlamı
Değirmen.

Çıtak *Çivril -Denizli

derman anlamı
(< Far. dermân) derman, ilaç, güç, takat
derman anlamı
İlaç

Erzurum

derman anlamı
< Far. dermân: ilaç; güç; takat || dizinde dermani galmamak: çok ihtiyarlamak
derman anlamı
Çare

Artvin Yusufeli Uşhum köyü

Yerleşim Birimleri Sözlüğü

Derman anlamı
Şanlıurfa ili, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

derman eş anlamlısı

çare
is. (ça:re) 1. Bir sonuca varmak, ortadaki engelleri kaldırmak için tutulması gereken yol, çıkar yol, çözüm yolu: "Teklif ettiği çare ise şiddetli ve semereli bir tedbir olmaktan çok uzaktı." -N. F. Kısakürek. 2. Tedavi yolu, deva.
güç
(I) sf. 1. Ağır ve yorucu emekle yapılan, çetin, müşkül, efor, kolay karşıtı: Eski yazıyı öğrenmek güç bir işti. 2. zf. Zorlukla: "Kendini yatağa güç atmış ve sızıp kalmıştı." -Y. K. Karaosmanoğlu.
güç
(II) is. 1. Fizik, düşünce ve ahlak yönünden bir etki yapabilme veya bir etkiye direnebilme yeteneği, kuvvet: Zihin gücü. Yaşama gücü. 2. Bir olaya yol açan her türlü hareket, kuvvet, takat. 3. Sınırsız, mutlak nitelik: Tanrı'nın gücü. 4. Büyük etkinliği ve önemi olan nitelik: Paranın gücü. 5. Bir cihazın, bir mekanizmanın iş yapabilme niteliği: Motorun gücü. 6. Siyasi, ekonomik, askerî vb. bakımlardan etki ve önemi büyük olan devlet, devletler toluluğu: Güçler dengesi. 7. Bir ulus, bir ordu vb.nin ekonomik, endüstriyel ve askerî potansiyeli: İnsan gücü. 8. Bir toprağın verimlilik yeteneği. 9. mec. Yeterliliğini ve güvenilirliğini kanıtlamış kimse. 10. coğ. Bir akarsuyun aşındırma ve taşıma yeteneği. 11. fiz. Birim zamanda yapılan iş.
ilaç
is. (l ince okunur) 1. Bir hastalığı iyi etmek veya önlemek için türlü yollarla kullanılan madde, em, deva. 2. mec. Çare, önlem.
mecal
is. (meca:li) Güç, kuvvet, derman, takat: "Sesini çıkarmak, bağırmak istiyor, mecal bulamıyordu." -P. Safa.
takat
is. (ta:kat) Bir şeyi yapabilme, başarabilme gücü, güç, hâl, derman, kuvvet: "Hareket edebilecek ne vasıtamız ne takatimiz vardı." -A. Gündüz.

"derman" için örnek kullanımlar

Türk şifadır insanlığa, merhemdir yaralıya, devadır derman arayana.
Turkish healing humanity, ointment wounded, the caller is the cure to cure.
Kaynak: yenimesaj.com.tr
Derdine bir türlü derman bulamayan Barcelona 51 yıl sonra üst üste 13.
Barcelona can not find a cure for a kind of worry about after 51 years in a row 13
Kaynak: spor.gazetevatan.com
Birkaç gönüllü doktor Halepliler'in derdine derman olmaya çalışıyor.
Halepliler'in several volunteer doctors worry about trying to be a cure.
Kaynak: timeturk.com
İnsanlarımızın derdini dinleyip, dertlerine derman olmaya çalışıyoruz.
Listen to the distress of our people, trying to cure ailments.
Kaynak: haberler.com
Türkiye'de ot, cigaralık, derman, tek/çift kâğıtlı, gogo gibi adlarla, Paris 'te ise gannavuri olarak bilinir. Ancak bu tanımlamaların
Kaynak: Esrar

Yakın Kelimeler

Google Reklamları
(Tahmin etmek için bir harf girin)
Vagonmedya.com
2009-2024 © Sözce hakları saklıdır.