Sözce'de sorgulama yapmak için bir kelime girin

elem ne demek?

 - 3 sözlük, 6 sonuç.

Güncel Türkçe Sözlük

elem anlamı
is. Acı, üzüntü, dert, keder: "Bu derdi huy edinenler elem çekmez." -N. F. Kısakürek.

Türkçe - İngilizce

elem anlamı
isim
1) pain
2) dolor
3) suffering
4) dolour

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

elem anlamı
Sığırlara verilen yem.

-Gaziantep

elem anlamı
O derece, öyle.

Çarıkçı *Iğdır -Kars

elem anlamı
Âlem

Arpaçay - Kars

elem anlamı
< Ar. âlem: alem; herkes; eğlence || işgi elemi: içkili eğlence

elem eş anlamlısı

acı
is. 1. Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı: Acıyı sever. 2. sf. Tadı bu nitelikte olan: "Acı kahvesini yudumluyordu." -T. Buğra. 3. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap: "Omuzlarına kadar vücudun derisini haşlayan bayıltıcı yanma acısı ve dehşeti çok sürmedi." -P. Safa. 4. mec. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem: "İnsan, ölümün acısını en çok günün iki uzak saatinde hissetmektedir." -Y. Z. Ortaç. 5. sf. Çarpıcı, göz alıcı (renk): "Sıcak iklimlerde bu mevsim tek renktedir, sadece acı yeşildir." -R. H. Karay. 6. sf. mec. Keskin, hoşa gitmeyen, şiddetli: "Acı poyraz kuvvetle esiyordu." -O. Kemal. 7. sf. mec. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü.
dert
is. 1. Üzüntü: "Gündüz ya bir yere sokulup uyur ya sessiz sedasız sokaklarda dolaşır. Fakat akşam oldu mu derdi teper." -H. E. Adıvar. 2. Hastalık: "Hastayım derdime verem diyorlar." -F. N. Çamlıbel. 3. Ağrı. 4. mec. Sorun, kaygı: "Ne var ki dert evin satılması ile bitmeyecekti." -T. Buğra. 5. hlk. Ur: Boynunda dert çıkmış.
keder
is. Acı, üzüntü, dert, sıkıntı, ızdırap, tasa: "Ya hasta yahut bir kederi var." -H. E. Adıvar.
üzüntü
is. Olması istenilmeyen olaylardan doğan ruh tedirginliği, teessür: "Sesinde bir üzüntü hatta bir sitem sezdim." -A. Gündüz.

"elem" için örnek kullanımlar

Ölüm, elbette ki her yönüyle üzücü, elem verici bir olaydır.
Death, of course, every aspect of the sad and painful event.
Kaynak: blog.milliyet.com.tr
Bu elem verici insanlık suçunun sorumluları hâlâ cezalandırılmamıştır.
This is responsible for the crime of humanity still cezalandırılmamıştır painful.
Kaynak: haber10.com
Yürekten hüzün duyuyoruz, elem duyuyoruz, keder hissediyoruz.
We are heartily sadness, sorrow we are, we feel grief.
Kaynak: kanalahaber.com
Her mısranın ardında bir yürek, her notada bir elem vardı.
All verses are followed by a heart, all the notes were a pain.
Kaynak: kentgazetesi.com
alçaklıklar örgüsü” (Montesquieu) olmaktan veya en müsait bir hükümle şanlı şerefli Roma tarihinin “elem verici bir sonundan” başka bir şey değildi.
Kaynak: Bizantoloji
Sonuçsuz kalan resmi arama çabalarından yıllar sonra, geçmişteki bu kaybından halâ büyük bir elem duyan genç adam, suçluluk duygusunun da
Kaynak: Kayboluş (film, 1988)
sorma gönül sorma nele Yürük Semai Hüzzam Şarkı Aşkın bana bir gizli elem oldu güzel yar Türk Aksağı Isfahan Şarkı Bıktın mı siyah gözlü
Kaynak: Rakım Elkutlu
yaptıklarından dolayı vicdan azabı duyan Steve büyük bir elem içerisinde, Symonds'ların bahçesinde toplanan komşularının önünde her şeyi itiraf eder.
Kaynak: Örnek Aile
Annesini orada bırakıp elem içinde geri dönerken yolda birden kar yağmaya başlar ve bu nedenle annesinin şanslı olduğunu düşünür, çünkü
Kaynak: Narayama Türküsü (film, 1958)
Koynunda sevinç, elem yaşlarıma yer ayır.: Geçen bahardan beri sevgine bel bağladım: Her şeyden geçip, ancak sana emel bağladım:
Kaynak: Cenap Muhittin Kozanoğlu

Yakın Kelimeler

(Tahmin etmek için bir harf girin)
Vagonmedya.com
2009-2024 © Sözce hakları saklıdır.