Sözce'de sorgulama yapmak için bir kelime girin

engel ne demek?

 - 8 sözlük, 9 sonuç.

BSTS / Atletizm Terimleri Sözlüğü

engel anlamı İng. Hurdle Alm. Hürde Fr.Haie
Engelli koşullarda, her yarışçının üzerinden atlaması gereken çerçeve ile tabandan kurulu tahta düzen.

BSTS / Fizik Terimleri Sözlüğü

engel anlamı İng. Barrier Osm. mania Alm. Trennungslinie Fr. barrière
Bir geçişi, bir değişimi ya da göçü önleyici erkil sınırı.

BSTS / Medeni Hukuk Terimleri Sözlüğü

engel anlamı
mâni'.

BSTS / Otomobilcilik ve Motor Bilgisi Terimleri

engel anlamı İng. barrier Osm. bariyer, mania Alm. Schranke Fr. barrière
Bir aracın gidişini engelleyen nesne.

BSTS / Yerbilim Terimleri Sözlüğü

engel anlamı İng. obstacle Osm. mânia Alm. Hinderniz Fr. môle de résistance
Kıvrımların önüne gelen ve onları sıkıştıran eski kütle.

Güncel Türkçe Sözlük

engel anlamı
is. 1. Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep, mâni, mahzur, müşkül, pürüz, mânia, handikap: "Seçme ve aracılık işlevini yerine getiren dünyanın önünde ise öyle aşılması güç engeller yok gibi." -A. Ağaoğlu. 2. Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğini sağlamak için kullanılan açılır kapanır düzenek, bariyer. 3. Herhangi bir yolu kapamak için konulan nesne, bariyer. 4. Kara yollarının kenarlarına yapılan korkuluk, bariyer. 5. sp. Engelli koşularda, her yarışçının üzerinden atlaması gereken tahta düzenek, bariyer.

Türkçe - İngilizce

engel anlamı
isim
1) obstacle
2) impediment
3) barrier
4) obstruction
5) block
6) hurdle
7) handicap
8) snag
9) hindrance
10) retardation
11) stop
12) stumbling block
13) interference
14) drag
15) bar
16) let
17) hedge
18) check
19) drawback
20) balk
21) disincentive
22) restraint
23) difficulty
24) clog
25) fence
26) tie
27) cramp
28) crimp
29) holdback
30) rub
31) discouragement
32) shackles
33) barricade
34) encumbrance
35) trammel
36) countercheck
37) baulk
38) stick
39) slashing
40) stay
41) hobble
42) entanglement
43) supersedeas
44) determent
45) dam
46) counterwork
47) barrage
48) hold-up

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

engel anlamı
Kaba, karışık otlar, çalı çırpı.

-Niğde ve çevresi

engel anlamı
Rakip.

Yusufeli -Sivas

engel eş anlamlısı

bariyer
is. Engel.
handikap
is. 1. Engel: "Esaslı dokümantasyona ve teknik hünerlere karşın, en büyük handikapları, bu yaşanmışlık sıcaklığından yoksun oluşları idi." -H. Taner. 2. At yarışlarında binicilerle eyerin toplam ağırlığının, atların koşuyu kazanma şansını etkileyecek biçimde ayarlanması.
mahzur
is. 1. Sakınca: "Artık söylemekte bir mahzur olmadığından gizlemek abes." -R. H. Karay. 2. Engel.
mâni
(I) is. (ma:ni:) Bir şeyin yapılmasını önleyen şey, engel: "Kaç zamandır beynimi, kanımı ateşlendiren bu idealimin lezzetini tatmak için her mâniyi çiğneyeceğim." -H. R. Gürpınar.
mâni
(II) is. (ma:ni) ed. Genellikle birinci, ikinci ve dördüncü dizeleri uyaklı olan, daha çok hecenin yedili ölçüsüyle söylenen halk şiiri: "Her köyde mâni, türkü söyleyen biri var." -M. C. Anday.
mânia
is. (ma:nia) Engel.
müşkül
sf. 1. Güç, zor, çetin: "Yutkunuyor, ara sıra parmaklarıyla alnındaki terleri siliyordu. Çok müşkül bir vaziyette kalmıştı." -R. N. Güntekin. 2. is. Engel, güçlük, zorluk: "Müşkül budur ki ölmeden evvel ölür kişi." -Y. K. Beyatlı.
pürüz
is. 1. Bir şeyin düzgünlüğünü bozacak çıkıntı, gedik veya kusur: Cildin pürüzleri. 2. mec. Engel, güçlük.

"engel" için örnek kullanımlar

Burada çalışan işçiler ibadetlerini yapmak için, engel tanımıyor.
Workers to worship here, the obstacle does.
Kaynak: samanyoluhaber.com
Ancak, şahsi kanaatinim, en büyük engel insanın ümidini yitirmesidir.
However, the personal kanaatinim, darkening the hope that the biggest obstacle people.
Kaynak: haberler.com
Yasal engel kaldırılıyor: İsteyen Kuran Kursu açacak, isteyen özel okul!
Removing legal barriers: Koran courses wishing to open, private schools who want to!
Kaynak: haber.sol.org.tr
'Ehud Barak Türkiye'den özür dileyecekti, Netanyahu engel oldu'.
'Sorry dileyecekti Ehud Barak, Turkey, Netanyahu prevented'.
Kaynak: t24.com.tr
İçinden ışığı geçirebilen ve arkasındakilerin görülmesine engel olmayan madde. En çok kullanılan saydam madde cam dır. Slayt , arkasından
Kaynak: Saydam
Tekerlekli sandalye; fiziksel bir rahatsızlık ya da engel yüzünden yuruyemeyen veya kolayca hareket edemeyen insanların kullandıkları,
Kaynak: Tekerlekli sandalye
Mücbir sebep, hukukta görevin, taahhüdün ve sorumluluğun yerine getirilmesine engel teşkil edebilecek nitelikte bulunan ölüm , iflas ,
Kaynak: Mücbir sebep
Tümör baskılayıcı gen veya tümör supresör gen normalde hücre bölünmesine engel olan genler olup, bu genlerin hasarı sonucunda hücre
Kaynak: Tümör baskılayıcı gen
Problem; çözülmesi gereken mesele, soru , sorun veya aşılması gereken engel Problem kavramının teoloji den matematiğe kadar çok geniş bir
Kaynak: Problem
Motor sporları nda güvenlik aracı bir yarışın olağan biçimde sürmesine engel oluşturan bir tehdidin varlığı durumunda yarış arabalarını
Kaynak: Güvenlik aracı
yerlerin bir taş yığını görünümü kazanmasına engel olmak amacıyla, kent yönetimlerince düzenlenen gezilik, ağaçlı yol gibi ortak kullanım alanı.
Kaynak: Yeşil alan
Varis, toplardamar ların fonksiyonel bozuklukları sonucu ya da kan akımının önündeki bir engel nedeniyle genişleyerek kıvrımlı bir hal
Kaynak: Varis (hastalık)
Geçmeye engel olacak biçimde uzunlamasına kazılmış derin çukur. Hendek, küçük kanal veya küçük yer alçalma. Kategori:Hendekler
Kaynak: Hendek (coğrafya)
Kapaneus, Zeus 'un bile kendine engel olamayacağını söyleyip övününce ceza olarak yıldırımla çarpılır. Ceset yakılırken karısı Euadne ,
Kaynak: Kapaneus

Yakın Kelimeler

Google Reklamları
(Tahmin etmek için bir harf girin)
Vagonmedya.com
2009-2024 © Sözce hakları saklıdır.