Sözce'de sorgulama yapmak için bir kelime girin

feyiz ne demek?

 - 2 sözlük, 2 sonuç.

Güncel Türkçe Sözlük

feyiz, -yzi anlamı
is. 1. Verimlilik, gürlük, ongunluk, bereket. 2. Artma, çoğalma. 3. İlerleme, kültürel gelişme, olgunluk: "Bu hayırlı teşebbüsün doğu vilayetlerimiz gençliğine bahşedeceği feyiz Cumhuriyet hükûmeti için ne mutlu eser olacaktır." -Atatürk. 4. Manevi haz, mutluluk, iç huzuru.

Kişi Adları Sözlüğü

Feyiz anlamı Köken: Ar.
Cinsiyet: Erkek
1. Bolluk, bereket. 2. Suyun taşıp akması. 3. Bilim, bilgi.

feyiz eş anlamlısı

bereket
is. 1. Bolluk, gürlük, ongunluk, feyiz, feyezan: "Çocuk gönlüm kaygılardan azade / Yüzlerde nur, ekinlerde bereket" -O. V. Kanık. 2. hlk. Yağmur: Bereket yağıyor. 3. zf. İyi ki, neyse ki, iyi bir rastlantı sonucunda: "Bereket, o sıralarda henüz bu sözü bilmiyordum." -E. Bener.
Bereket
kelimesi ile birlikte "bolluk" anlamında ikileme oluşturan bir söz: "Ucuzluklarına hayret ettiğimiz her çeşit satıcılar, o bet bereket nereye kaybolmuş?" -H. R. Gürpınar.
gürlük
is. 1. Gür olma durumu. 2. Verimlilik, feyiz.
ilerleme
is. 1. İlerlemek işi: "Doğru yolda, seçtiğim bir yolda ilerlemem gerekir." -N. Hikmet. 2. Terfi, terakki: "Hâkim ve savcıların ... meslekte ilerlemeleri ... kanunla düzenlenir." -Anayasa. 3. fel. Daha iyi, daha yetkin, daha değerli, daha yüksek bir duruma doğru basamak basamak oluşan gelişme, terakki.
mutluluk
is. Bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşılmaktan duyulan kıvanç durumu, mut (I), ongunluk, kut, saadet, bahtiyarlık: "Kâmuran'ın bahçesi ikisi arasında tam bir mutluluk durağı." -H. E. Adıvar.
olgunluk
is. 1. Meyvelerin olgun, yenilebilir olma durumu. 2. İnsanların bilgi, görgü ve hoşgörü bakımından gereği kadar gelişmiş olma durumu, yetkinlik, kemal: "Yüzündeki incelik, olgunluk onu bambaşka seviyede bir erkek gösteriyor." -H. E. Adıvar.
ongunluk
is. Ongun olma durumu, mutluluk, bolluk, bereket, feyiz, saadet.
verimlilik
is. 1. Verimli olma durumu: "Bilakis onun derdi, verimliliğine uygun bir çerçeve bulamayışında." -N. Hikmet. 2. ekon. Yatırılmış sermayenin, bir kuruluşun veya bir yatırımın gelir sağlayabilme olanağı, rantabilite.

"feyiz" için örnek kullanımlar

Beğendiğim, feyiz aldığım insanlar oldu iş yaşamımda.
Favorite, was enlightened by the people that I work in my life.
Kaynak: blog.milliyet.com.tr
Çünkü ağızdan geçen her lokma, eğer helâl ise kişiye feyiz ve mânevî zindelik verir.
Because every bite of the mouth, if lawful, and spiritual wellbeing of the people will be enlightened.
Kaynak: cumrapostasi.com
Feyz-i Mabud (Allah 'ın feyiz eseri; Allah'ıh bereketi) Osmanlı bahriyesinde yerli personelce yapılmış ilk gemilerdendir. Korvet
Kaynak: Feyz-i ma'bud
film şarkılarından feyiz alıp müziğe olan sevdası kendisiyle birlikte büyüyerek ortaokulu bitirdikten sonra Ankara Radyosu imtihanına girdi.
Kaynak: Behiye Aksoy
Hıdrellez gecesi Hızır'ın uğradığı yerlere ve dokunduğu şeylere feyiz ve bereket vereceği inancıyla çeşitli uygulamalar yapılır.
Kaynak: Hıdırellez
Bu Hoca da size feyiz vereceğim demesiyle köyün adı Feyziye olarak kalmıştır. Daha sonra ise köyün batısında, Türkiye'nin en büyük Lagünü
Kaynak: Gölkaya, Karataş
Hıdrellez gecesi Hızır'ın uğradığı yerlere ve dokunduğu şeylere feyiz ve bereket vereceği inancıyla yiyecek kaplarının, ambarların ve para
Kaynak: Kırmızılar, Balıkesir
Tasavvufta mürid 'in, kendisini mürşid i ile yüzyüze gelmiş varsayıp ondan feyiz aldığını (ondan metafizik anlamda güç aldığını ya da
Kaynak: Nakşibendilik
Gecesi Hıdrellez gecesi Hızır'ın uğradığı yerlere ve dokunduğu şeylere feyiz ve bereket vereceği inancıyla çeşitli uygulamalar yapılır.
Kaynak: Samrı, İnhisar

Yakın Kelimeler

Google Reklamları
(Tahmin etmek için bir harf girin)
Vagonmedya.com
2009-2024 © Sözce hakları saklıdır.