Sözce'de sorgulama yapmak için bir kelime girin

kaynamak ne demek?

 - 4 sözlük, 6 sonuç.

Divanü Lügati't-Türk

kaynamak anlamı
kaynamak; karşı gelmek, kabulden çekinmek, sözünü reddetmek
kaynamak anlamı
kaynamak

Güncel Türkçe Sözlük

kaynamak anlamı
(nsz) 1. Bir sıvı, sıcaklığı belli bir dereceyi bulduğunda buhar durumuna geçerek fokurdamak: Su, 100 °C'de kaynar. 2. Yiyecek, içecek pişmek, haşlanmak: "Doktorun sade kaynamış kahvesini söylemesini bekledi ve garson gider gitmez konuştu." -T. Buğra. 3. Yerden çıkmak: "Paşaoluk yaylasının her bucağından bir pınar kaynar." -F. R. Atay. 4. Kırık, çatlak kemik veya metal parçalar eski durumunu almak, birbirine yapışmak. 5. Yara kapanmak, iyileşmek. 6. Mayalı bir şey kabarıp köpürmek: Şıra kaynamış. 7. Mide ekşimek. 8. Çalkantı durumunda olmak, dalgalanmak: Deniz kaynıyor. 9. Çok miktarda bulunmak: Burada karıncalar kaynıyor. 10. Gizli bir iş çevirmek, için için hazırlanmak: Burada bir iş kaynıyor. 11. Gerektiği gibi yapılamamak: Lafa daldık, ders kaynadı. 12. Artmak, çoğalmak, yoğunlaşmak: "Gittikçe kaynayıp kabaran bir hiddet, taşmak raddesine gelmiş kelimelerle dudaklarına kadar çıkıp titriyordu." -H. Z. Uşaklıgil. 13. Coşmak, heyecanlanmak. 14. mec. Bir yerde huzursuzluk, tedirginlik olmak. 15. argo Arada kaybolmak: "Değerli bir çalışma kaynadı gibi geliyor bana." -S. İleri.

Türkçe - İngilizce

kaynamak anlamı
fiil
1) boil
2) well
3) weld
4) teem
5) come to the boil
6) spill over with
7) boil away
8) bubble up
9) join
10) abound
11) conglutinate
12) seethe
13) swarm

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

kaynamak anlamı
1. Sataşmak, takılmak. 2. Dövmek. 3. Yerinde duramamak, oynamak.
kaynamak anlamı
Kapta bulunan su donarak hacmi genişlemek

Merzifon -Amasya
-Edirne

kaynamak eş anlamlısı

artmak
(I) is. hlk. Büyük heybe.
artmak
(II) (nsz) 1. Çoğalmak: "O zaman bedava binme olasılığı artardı." -A. Kutlu. 2. Harcandıktan sonra bir miktar geri kalmak: Kumaş arttı. Yemek arttı. 3. Değeri yükselmek, fazlalaşmak: Arsa fiyatları arttı.
coşmak
(nsz) 1. Duygu ve düşünceleri güçlü bir tepki ile dışarı vurmak, galeyan etmek: "Askerler sevgili efendilerinin yüzünü görür görmez coşuyorlar." -Y. K. Beyatlı. 2. Doğa olaylarından herhangi biri birdenbire çoğalıp hızlanmak: "Coşan sele dur diyorsun sen, dadı." -T. Oflazoğlu. 3. Heyecanlanmak, içten içe kaynamak, aşırı duygulanmak.
çoğalmak
(nsz) Azken çok olmak, çok duruma gelmek, artmak: "Ansızın aşağıda ayak sesleri, uğultular çoğaldı." -Y. Z. Ortaç.
dalgalanmak
(nsz) 1. Üzerinde dalga oluşmak. 2. Renk, ton değiştirmek: "Yüzünde belli belirsiz bir pembelik dalgalanmıştı." -H. Taner. 3. mec. Hareketli olmak, kıpırdamak: "Yolun kenarlarında eğrelti otları tilki kürkü gibi dalgalanıyordu." -S. F. Abasıyanık.
heyecanlanmak
(nsz) Herhangi bir nedenle güçlü, geçici bir duygulanımdan etkilenmek, heyecana gelmek, coşmak: "Cümleleri parlaktı, jestlerle konuşuyordu, heyecanlandırıyor ve heyecanlanmış görünüyordu." -T. Buğra.
iyileşmek
(nsz) 1. İyi duruma gelmek: Hava iyileşti. 2. Hastalıktan kurtulmak, sağlığı yerine gelmek, salah bulmak: "İyileşmek için en küçük bir gayret göstermiyorsun." -N. Cumalı.
yoğunlaşmak
(nsz) 1. Yoğun duruma gelmek, yoğuşmak, tekâsüf etmek, konsantre olmak: "Atlar benekli bir yıldız alacasında, şehit cesetlerinden yoğunlaşmış bir kokuyu, kalın bir sis gibi dağıta dağıta ilerliyorlardı." -A. İlhan. 2. mec. Bütün dikkatini bir konu üzerinde toplamak.

"kaynamak" için örnek kullanımlar

Rusça'daki sama ve varit olan, yani 'kendi kendine kaynamak' anlamına gelen kelimelerden türeyerek oluşmuştur. Bakır , pirinç , tunç veya
Kaynak: Semaver
Sempati duymak: kanı kaynamak. Sempatik: sevimli,cana yakın. Sempozyum : bilgi şöleni. Semptom: belirti. Sendrom : hastalık tablosu,sıkıntı
Kaynak: Türk diline geçmiş yabancı sözcükler
Su kaynamak üzere iken erişte ağır, ağır suya ilave edilirdi.. Daha sonra süt ve tuz ilave edilir ve hamurları piştikten sonra yemeye
Kaynak: Çoğullu, Gerede

Yakın Kelimeler

Google Reklamları
(Tahmin etmek için bir harf girin)
2009-2022 © Sözce hakları saklıdır.