Sözce'de sorgulama yapmak için bir kelime girin

saklamak ne demek?

 - 5 sözlük, 6 sonuç.

BSTS / Bilgisayar Terimleri Karşılıklar Kılavuzu

saklamak anlamı
bakınız» gizlemek
saklamak anlamı
bakınız» kaydetmek

BSTS / Bilişim Terimleri Sözlüğü

saklamak anlamı İng. store Fr. ranger en mémoire
Bir yazmaçta bulunan veriyi ana bellekte bir yere aktarmak.

Güncel Türkçe Sözlük

saklamak anlamı
(-i) 1. Elinde bulundurmak, tutmak: Okul kitaplarımı saklıyorum. 2. (-i, -de) Kaybolmaması, görünmemesi için gizli bir yere koymak: Paralarını kasada saklıyor. 3. Görünmesine engel olmak, ortalıkta bulundurmamak. 4. (-i, -de) Bozulmadan doğal durumları ile durmasını sağlamak, korumak, muhafaza etmek: Eti buzdolabında saklamak. Peyniri tuzlu suda saklamak. 5. (-i, -den) Gizli tutmak, duyurmamak: Bu haberi ondan saklamışlar. 6. (-i, -e) Birine vermek için ayırmak: Bu kitabı size sakladım. 7. (nsz) mec. Korumak, esirgemek: Allah saklasın.

Türkçe - İngilizce

saklamak anlamı
fiil
1) hide
2) stash
3) conceal
4) disguise
5) bury
6) tuck away
7) hold back
8) shelter
9) harvest
10) secrete
11) enshrine
12) screen
13) obscure
14) put out of sight
15) keep back
16) cloak
17) blind
18) lay down
19) plant
20) put by
21) keep snug
22) stash away
23) stow away
24) suffuse
25) keep quiet
kelime öbeği
1) keep under wraps

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

saklamak anlamı
Beklemek.

Karaçay, Baş höyük *Kadınhanı -Konya

saklamak eş anlamlısı

esirgemek
(-i, -den) 1. Korumak, himaye etmek, vikaye etmek: "Senin genç, temiz ve fedakâr ruhunu bu felaketten esirgemek isterim." -H. C. Yalçın. 2. Bir şeyi yapmaktan veya vermekten kaçınmak: "Hemşiremden esirgediğiniz şeyi ben kabul edecek kadar alçalmadım." -A. Gündüz.
korumak
(-i, -den) 1. Bir kimseyi veya bir şeyi dış etkilerden, tehlikeden, zor bir durumdan uzak tutmak, esirgemek, muhafaza etmek, vikaye etmek, sıyanet etmek: "Orasını tozdan, yağmurdan korumak borcumuzdur." -O. S. Orhon. 2. Güçlü bir kimse veya kuruluş, güçsüz birini veya bir şeyi desteklemek, himaye etmek: "Beni kendi kardeşi gibi sever, babasının hışmından korurdu." -R. Enis. 3. (-i) Tehlikeye karşı denetimi altında bulundurmak, savunmak, müdafaa etmek: Yurdu korumak. 4. (-i) Tehlikeli, zararlı durumları önlemek: İlaçla meyveleri korudu. 5. (-i) mec. Bir şeyin eskimesini, yıpranmasını önlemek için gereken dikkat ve özeni göstermek: Üstünü başını biraz korusaydın bu kadar kirlenmezdi. 6. (-i) mec. Süregelen bir durumun değişikliğe uğramasını önlemek: Geleneklerini koruyorlar. 7. (-i) mec. Karşılamak, denk gelmek: Bu işin geliri masrafını korumaz.
muhafaza etmek
1) korumak, saklamak: "O, yine de sevenler zümresine olan bağını muhafaza eder." -N. F. Kısakürek. 2) olduğu gibi bırakmak, kapatmak.
tutmak
(-i) 1. Elde bulundurmak, ele almak: "Kucağında kundaklı bir çocuk tutuyordu." -Ö. Seyfettin. 2. Ele geçirmek, yakalamak: "Evvela bu terbiyesiz köpeği tuttu, bağladı." -Ö. Seyfettin. 3. Avlamak: "Dalyan işletiyorum, tuttuğumuz balığı tekrar denize döküyoruz." -R. H. Karay. 4. Yanında bulundurmak, alıkoymak: Siz gelinceye kadar çocuğu ben tutarım! 5. Hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak, tevkif etmek: "Vahşidir, hiçbir zaman onu kafeste tutmak mümkün değildir." -S. F. Abasıyanık. 6. Kaplamak: "Tabanı otuz, otuz beş metre kadar tutan bir eşkenar üçgen biçimindedir." -T. Buğra. 7. Kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak: "Şu yağan kar bir tutsun, seyreyle sen ertesi gün çocukları." -S. F. Abasıyanık. 8. Denetimi ve yetkisi altına almak. 9. Desteklemek, birinden yana çıkmak. 10. Benimsemek, beğenmek: "Ama öylelerini de çevresinde kimse sevmemiş, tutmamıştır." -T. Buğra. 11. Gereğini yapmak, yerine getirmek: Verdiği sözü tutmuş, vaktinde gelmişti. 12. Uygun gelmek, çelişmez olmak: "Bir talih eseri olarak ondan gelen cevap benim kendi bulduklarımı tuttu." -R. N. Güntekin. 13. Kapatmak, sarmak. 14. Hizmetine almak veya kiralamak: "Burada bir kat tuttum. Yazı geçireceğim." -P. Safa. 15. Bir işe herhangi bir anlayışla girişmek: Yapıyı geniş tuttu. 16. Girişmek, yapmak: "Askerden sonra ne iş tutacağını bilmemek kahrediyordu Yusuf'u." -S. F. Abasıyanık. 17. Beddua, dua, ah vb. etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek, varmak: "Avradın ilenci tutarsa senin iki gözün kör olacak." -M. Ş. Esendal. 18. Ulaşmak, varmak: "Hayvanlar, Bağdat Caddesi'ni tutmuş, çalakamçı ilerliyor." -S. M. Alus. 19. Para toplamı ...-e varmak: Aldığım şeyler bin lira tuttu. 20. Uğramak: Vapur İzmir'i tutmayacakmış. 21. Herhangi bir durumda bulundurmak: "Seksen bir yaşında da olsa çalışmak insanı zinde tutuyor." -H. Taner. 22. Varsaymak, farz etmek: "Haydi tutalım babasının bir günahı vardı, çekti." -M. Ş. Esendal. 23. (-i, -e) Hedef olarak almak: Taşa tutmak. 24. (-i, -e) Alacağa veya vereceğe saymak: On bin lirayı borcunuza tuttum. 25. (-i, -e) Yaklaştırmak: "Biraz toz olsa mendilini burnuna tutar." -A. Ş. Hisar. 26. Kullanmak: Yaşmak tutmak. Ustura tutmak. 27. Bağlamak: "Sütler kaymak tutar tutmaz ordayım." -B. S. Erdoğan. 28. (nsz) Beklenen sonucu vermek: "Toprağa atılan her tohum bir ümittir. Tohum ya tutar ya tutmaz. Ya yeşerir ya yeşermez." -Ş. Rado. 29. (nsz) İş görebilmek: "Eli ayağı tutsun, açlıktan ölmesin, yeterdi ona." -T. Buğra. 30. (nsz) Sürmek, zaman almak: Bu iş iki saat tuttu. 31. (nsz) Yapışarak veya sokularak çıkmaz olmak: Boya tutmadı. Çivi iyi tuttu. 32. Giyinmesine yardım etmek: "Kucaklaşma sahanlıkta başlar ve ayakkabılarını çıkarıp karısının tuttuğu terliklerini giyene kadar Serdar'ın kolları boynunda kalır." -T. Buğra. 33. Sunmak: Konuklara şeker tutmak. 34. İşgal etmek. 35. İzlemek: "Tepeden inince Değirmendere'ye hâkim bir iz tutacaksınız." -R. H. Karay. 36. Bırakmamak: "Baba sesini çıkarmadı hatta öksürüğünü bile galiba tuttu." -P. Safa. 37. Yönelmek: "Oyuncular ağır ağır soyunma odasının yolunu tuttular." -H. Taner. 38. Sarmak, bürümek: "Hey başları duman tutmuş dağlar, hey!" -Halk türküsü. 39. Asılmak, kuvvetlice sarılmak: "Üç kişi tutarlarmış da onu pencerenin önünden çekemezlermiş." -P. Safa. 40. Bir kimsenin yerini almak: "Bak azizim, dedim, ben senin yerini tutamam." -Y. K. Karaosmanoğlu. 41. Otobüs, vapur, uçak vb. hasta etmek. 42. Herhangi bir durumda kalmasını sağlamak: Kapıyı açık tutmayın. 43. Bir yerde kalmasını sağlamak. 44. Yemek hafifçe yanmak. 45. Bir sanat eseri geniş ilgi görmek: "Eğer piyes tutar da alkışlanırsa bir yazara yakışacak bir kıyafet giymeliydim." -C. Uçuk. 46. Biriktirmek, tasarruf etmek: "Sen metelik tutuyorsun gibi geliyor bana. Ay başına kadar bana ödünç versene." -M. Ş. Esendal. 47. Askerlikte, bankacılıkta durdurmak, blokaj. 48. Başlamak: "Kadınların başında gördüğünüz bürümcükten, iç çamaşırlarından tutunuz da entarilik kaba pamuklulara kadar hepsi Osmanlı malı idi." -F. R. Atay. 49. Bir şey düşünmek: Herkes aklından bir sayı tutsun. 50. sp. Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, markaja almak.

"saklamak" için örnek kullanımlar

Oysaki saklamak yerine bu durumu gün yüzüne çıkarmalıyız.
Yet, instead of storing this situation have to get the light of day.
Kaynak: bugun.com.tr
Hep kadınlarla birlikte oldum ama bunu saklamak durumundaydım.
I've been with women all the time, but I durumundaydım store.
Kaynak: spothaber.com
Gerçek gider yöntemini seçenler gider belgelerini 5 yıl saklamak zorundadırlar.
Those who choose to go to the actual expense method must store documents for 5 years.
Kaynak: emlak.haber7.com
Çocuğun görevi bu kutuyu saklamak.
Check this box to store your task.
Kaynak: gazetea24.com
PNG, "Taşınabilir Ağ Grafiği" anlamındaki (Portable Network Graphics) 'in kısaltmasıdır ve kayıpsız sıkıştırarak görüntü saklamak için
Kaynak: Portable Network Graphics
EEPROM (Electronically Erasable Programmable Read-Only Memory), kalıcı olmayan küçük boyuttaki verileri kalıcı olarak saklamak için
Kaynak: EEPROM
Konserve, insanların besinleri, besin değerlerini kaybetmeden saklamak için geliştirdikleri bir yöntemdir. Batı dillerinde kullanılan
Kaynak: Konserve
Terim, Latince "gizlemek", "saklamak", "üstünü örtmek" anlamına gelen "occulere"den türemiştir. Eski Yunan'daki karşılığı ezoterik tir.
Kaynak: Okült
3GP cep telefonlarında çoklu ortam saklamak için kullanılan (ses ve görüntü için) dosya biçimidir . Bu dosya biçimi MOV 'a benzeyen
Kaynak: 3GP
Kın, kılıç ya da diğer kesici silah ları tutmak, taşımak veya saklamak için kullanılan kılıftır. Kınlar yıllardır deri , tahta ve
Kaynak: Kın
DNA veri tabanı veya "DNA databank" DNA bilgilerini saklamak için tasarlanmış bir tür veri tabanı dır. Bir DNA veri tabanı, genetik
Kaynak: DNA veritabanı
Genellikle az kullanılan eşya yı saklamak üzere kullanılır. Nemli iklim in görülmediği yerlerdeki hemen tüm çağdaş yapılarda bulunmaktadır
Kaynak: Bodrum (mimarlık)
Bir açık dosya biçimi , sayısal verileri saklamak için genellikle standart organizasyonları tarafından yayımlanmış ve herkesçe kullanılıp
Kaynak: Açık biçim
Kitaplık, genellikle yatay rafları bulunan kitap saklamak için kullanılan mobilyadır. Kitap, dergi, Cd, film, plak gibi her türlü basılı
Kaynak: Kitaplık
Bu durumda mantarın meyve verdiği dönemlerde ve/veya yıllarda topladığımız fazla mantarları saklamak, daha sonra mantar mevsimi olmayan
Kaynak: Mantarın saklanması
hide | hid | hidden | saklamak | hit | hit | hit | vurmak | hold | held | held | tutmak | hurt | hurt | hurt | yaralanmak |
Kaynak: Düzenli-Düzensiz Fiiller
Zaman içinde kompakt kasetler, ilk bilgisayarlar için veri saklamak amacıyla da kullanılmışlardır. 1960 lardan 1990 ların sonuna kadar
Kaynak: Kaset
Bu nedenle bilgisayarlarda programları daha uzun süreli ve kalıcı olarak saklamak için farklı birimler (sabit disk - CD - DVD )
Kaynak: Bellek (bilgisayar)
bacaklarındaki tayt ın üzerinde bir don vardır ki, o zamanlar sirklerde gösteri yapan güçlü adamların neyi saklamak için giydiğini tahmin edersiniz.
Kaynak: Superman
yaptıklarını araştıran soruşturmada kamuoyundan bilgi saklamak ve kamuoyunu yanlış yönlendirmek ile itham edilmiş olup soruşturma devam etmektedir
Kaynak: Tony Blair
Aslında kelime, gizlemek, saklamak anlamlarına gelen (ك ف ر) kökünden gelir. Sözlük anlamıyla, tohumları toprağın altına gizlemesi
Kaynak: Kâfir
Onları ayrı dosyada veya dosyalarda saklamak, onları değişik HTML sayfalarınca kullanılmasını sağlar, aynı sayfanın değişik aygıtlara göre
Kaynak: Cascading Style Sheets

Yakın Kelimeler

Google Reklamları
(Tahmin etmek için bir harf girin)
Vagonmedya.com
2009-2024 © Sözce hakları saklıdır.