Sözce'de sorgulama yapmak için bir kelime girin

üst ne demek?

 - 10 sözlük, 16 sonuç.

BSTS / Bilişim Terimleri Sözlüğü

üst anlamı İng. exponent Fr. exposant
Bir kayan ayrımlı gösterimde, gerçek sayı elde edilmek üzere, değişmez ayrımlı parça ile çarpılmadan önce, belirtilmemiş kayan ayrım tabanının yükseltileceği gücü gösteren sayıt. örn. 0,0001234 sayısının kayan ayrımlı gösterimi şudur: 0,1234 -3. Burada -3. üst'tür.

BSTS / Ceza Yargılama Yöntemi Yasası Terimleri

üst anlamı İng. chief, superior Osm. âmir Alm. Befehlshaber, Dienstvorgesetzte Fr. cfief, commandant
Kamu türesine ilişkin işlerde, görevlilere kamu işi için buyruk veren kişi.

BSTS / Fizik Terimleri Sözlüğü

üst anlamı İng. exponent Alm. Exponent Fr. exposant
Bir niceliğin sağ üst köşesine, kaçıncı kuvvete yükseltileceğini göstermek için yazılan sayı.

BSTS / Matematik Terimleri Sözlüğü

üst anlamı İng. exponent Lat.exponens Alm. Exponent, Hochzahl Fr. exposant
Bir simgenin sağ üstünde bulunan sayı. Anlamdaş. güç.

BSTS / Medeni Hukuk Terimleri Sözlüğü

üst anlamı
âmir. ~ yargılık: istinâf mahkemesi.

BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu

üst anlamı Osm. ulvı Fr. supérieur
(biyoloji)

BSTS / Yazın Terimleri Sözlüğü

üst anlamı
Bir koşanın birinci dizesi.

Güncel Türkçe Sözlük

üst anlamı
is. 1. Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı, fevk, alt karşıtı: "Köyün üst tarafında, saman, taş ve yangın arasında, üstü sazlarla örtülmüş bir kulübenin önünde ateş yanıyor." -H. E. Adıvar. 2. Bir şeyin görülen yanı, yüzü: "Bu sefer taşın üstünden inip yere oturdu." -M. Ş. Esendal. 3. Bir şeyin dış yüzü, yüzey: "Ağzında lokmayı birdenbire yutmaya kıyamıyor, dilinin üstünde gezdiriyordu." -Ö. Seyfettin. 4. Giyecek, giysi: "O günden sonra kapıya diktiği bir bekçiye iş çıkışları işçilerin üstlerini arattı." -L. Tekin. 5. Birine göre yüksek aşamada olan kimse, mafevk: "Sonunda, üstlerinin de onayıyla bir sınav yapmaya karar verdi." -İ. O. Anar. 6. Vücut, beden. 7. Artan, geriye kalan bölüm: "Bir liranın üstü olarak uşağın getirdiği yetmiş beş kuruşu masanın üstünden kaldırmaz." -A. Ş. Hisar. 8. sf. Birkaç şeyden birbirine göre yukarıda olan: "Kadınların beni böyle göz hapsine almaları yüzünden üst düğmelerimi gevşetemiyordum." -R. N. Güntekin. 9. sf. Öte, arka: "Ben onu Şehzade Camisi'nin üst yanında, sokak içi, eski ahşap bir evde tanıdım." -Y. Z. Ortaç. 10. sf. Sınıflamalarda temel olarak alınan bir tipe göre ileri derecede olan: Üst makam. Üst rütbedekiler. 11. zf. Üzerinde: Bugün üstümde bozukluk yok.

Türkçe - İngilizce

üst anlamı
isim
1) top
2) senior
3) superior
sıfat
1) top
2) upper
3) high
4) senior
5) superior
6) surface
7) covering

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

üst anlamı
Aybaşı (kadınlarda).

*Eğridir köyleri -Isparta
Alibeyli *Alaşehir -Manisa
Tokat, Bozan -Eskişehir
*Kurşunlu -Çankırı
*Şavşat -Artvin

üst anlamı
Giysi.

Bağıllı, Anamos *Eğridir -Isparta
*Merzifon köyleri -Amasya
*Divriği -Sivas
*Mut köyleri _İç.
*Milas -Muğla

üst anlamı
1. Geri kalan, artan. 2. bakınız» üste.
üst anlamı
Mal değişiminde, malı daha değerli olanın aldığı para.

-Kıbrıs

üst anlamı
Kadınlarda aybaşı.

*Yalvaç Isparta
*Akkuş Ordu

üst anlamı
Elbise, üst, üst baş

Erzurum

üst anlamı
Elbise, giysi

Malatya

üst eş anlamlısı

arka
is. 1. Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı, ön karşıtı: "Evin arkasında dekorlar boyarlardı." -A. Ağaoğlu. 2. Bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi: Çocuğun arkası ağrıyormuş. 3. Geri kalan bölüm, kısım: Masalın arkası. Yazının arkası. 4. Art, peş. 5. Otururken sırtın dayandığı yer: "Otomobile bindiğimiz zaman başını arkaya yaslamış, gözlerini yummuştu." -T. Buğra. 6. İnsanın vücudu, bedeni: "Arkasında beli kemerli, dar, şık bir pardösü vardı." -R. H. Karay. 7. sf. Arkada olan, arkada bulunan. 8. mec. Kayırıcı: "Memur olmak için büyük bir arka gerek." -H. R. Gürpınar. 9. mec. Geçmiş, geride kalmış zaman: "Bütün gözler arkaya, maziye çevrilmişti." -Y. K. Beyatlı.
beden
is. 1. Canlı varlıkların maddi bölümü, vücut. 2. Vücudun, baş, kol ve bacak dışında kalan bölümü, gövde: "Yemen halkı yaz günlerinde bedenlerini serinletmek için kabuğu kaynatıp içerler." -S. Birsel. 3. Giysilerde ölçü. 4. Kale duvarı.
giyecek
is. Giysi.
giysi
is. Her türlü giyim eşyası, giyecek, elbise, kıyafet, libas, urba: "Hanımlar, tatil köylerinde son moda giysiler giyiyorlar." -Ç. Altan.
mafevk
is. (ma:fevk) esk. 1. Üst. 2. Yukarı.
öte
is. 1. Konuşanın temel olarak aldığı bir şeyden daha uzak olan yer veya şey, mavera: "Köşklerin biraz ötesinde köy kulübelerine benzer derme çatma evler görülürdü." -R. E. Ünaydın. 2. Bir şeyin arkadan gelen bölümü: İşin ötesi kolay. 3. sf. Bulunulan yere göre karşı yanda olan: "Evimizin bir yanı bahçe, öte yanı sokaktı." -M. Ş. Esendal. 4. sf. Daha fazla, çok: "Güzel olduğu pek iddia edilmezdi ama güzellikten de öte güçlü bir çekiciliği vardı." -H. Taner.
vücut
is. (vücu:du) 1. İnsan veya hayvan gövdesi, beden: "Koltukta vücudunu bir yandan bir yana çevirirken âdeta inliyor." -R. N. Güntekin. 2. esk. Var olma, varlık.

üst zıt anlamlısı

alt
is. 1. Bir şeyin yere bakan yanı, zir, üst karşıtı: "Pantolonlarımızı şiltelerimizin altına seriyoruz, onlar bütün hafta orada ütüleniyor." -Z. O. Saba. 2. Bir nesnenin tabanı: "Ayağındaki altları nalçalı koca bahçıvan kunduraları ile ona yetişmesi imkânsızdı." -O. C. Kaygılı. 3. Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü: Altına sandalye çekmek. 4. Bir şeyin yere yakın bölümü. 5. Yanan ocağın alevi: "Fokurdamaya başlayan çaydanlığın altını kapadı." -H. Taner. 6. Birine göre alt aşamada olan kimse, madun. 7. sf. Sınıflamalarda ikinci derecede olan: Alt sınıf. Alt cins. Alt takım. 8. sf. Birkaç şeyden aşağıda olan: "Yeleğinin alt düğmesi iliklenmemiş." -H. Taner.

"üst" için örnek kullanımlar

Ama çıkardığı pozisyonlar vardı ki bunlar da üst seviyedeki hareketlerdi.
But that they were issued by the higher-level hareketlerdi position.
Kaynak: skorer.milliyet.com.tr
Niang'ın pasında Almeida'nın kafa şutu üst direkte patladı.
Almeida's head shot exploded in the upper pole pasında Niang.
Kaynak: fanatik.com.tr
Kendisi yetenekleri üst seviyede olan çok klas bir oyuncudur.
He is a very classy player with a high level of skills.
Kaynak: sporx.com
Isaac üst üste çalımların ardından topu Tita'ya aktardı.
After passing the ball on top of Isaac Tita'ya passed.
Kaynak: tr.eurosport.com
Üst geçidin yapılmasındaki amaç trafik akımını kesmemektir. Türkiye 'de üst geçitler Karayolları Trafik Yönetmeliği 'nin Birinci Kısmı'nın
Kaynak: Üst geçit
Üst âlem (Lat., superregnum; İng., superkingdom, domain ya da empire), biyoloji k bilimsel sınıflandırma daki en üst seviye canlı
Kaynak: Üst âlem
Üst saldırı düzeneği zırhlı araçların zırhlarının en zayıf oldukları noktalar olan üst ya da arka noktalarına saldırmayı amaçlayan
Kaynak: Üst saldırı
Güneş etrafındaki yörünge si Yer yörüngesine oranla Güneş'e daha uzakta olan gezegen lere üst gezegen adı verilir. Bu terim ilk kez
Kaynak: Üst gezegen
Matematik te bir (P, ≤) kısmi sıralı küme sine ait S alt küme sinin üst sınırı, S'nin her elemanına eşit ya da ondan büyük olan P elemanı,
Kaynak: Üst ve alt sınır
Kurtuluş Savaşı 'na katılan üst kademelerdeki komutanların listesi: | Adı Soyadı ! Doğum ! Ölüm ! Sicili ! Binbaşı ! Yarbay ! Albay !
Kaynak: Türk Kurtuluş Savaşı'na katılan üst kademelerdeki komutanlar
Benin , idari olarak departman adı verilen (Fransızca: départements) 12 üst düzey idari yönetim bölgesine ayrılmıştır. Bu departmanlar da
Kaynak: Benin'in en üst düzey idari birimleri
Üst gezegen ler için kavuşum olayı, yalnızca üst kavuşum konumunda gerçekleşir. Bu terim yine, Güneş'in Yer ile gezegen arasında kaldığı,
Kaynak: Kavuşum
2009-2022 © Sözce hakları saklıdır.