Sözce'de sorgulama yapmak için bir kelime girin

doldurmak ne demek?

 - 4 sözlük, 5 sonuç.

BSTS / Bilişim Terimleri Sözlüğü

doldurmak anlamı
bakınız» damga doldurmak.

Güncel Türkçe Sözlük

doldurmak anlamı
(-i) 1. Dolmasını sağlamak, dolu duruma getirmek: "Bunu bilmek içimi kederle dolduruyordu." -A. Ağaoğlu. 2. Araç deposunu akaryakıtla Tamamen dolu duruma getirmek. 3. (nsz) Ateşli silahların içine mermi sürmek: "İki tabanca getirdiler, takır takır doldurdular." -F. R. Atay. 4. (nsz) Bildirge, çizelge, fiş vb. basılı kâğıtların boş yerlerini tamamlamak: "Osmanlı tabiiyetini haiz Müslim diye, yol tezkeresi doldururlardı." -Ö. Seyfettin. 5. Yaşını, yılını bitirmek: "Yirmi yaşını dolduralı bir iki seneden fazla olmamıştı." -O. V. Kanık. 6. Ses, koku yayılıp kaplamak: "Odanın içini kızarmış bir ekmek kokusu doldurmuştu." -S. F. Abasıyanık. 7. Belirli bir süreyi kaplamak, almak: "Balıkçılara yardım etmek bütün zamanını doldurmayınca kentin içerilerine, gecekondu mahallelerine gitti." -A. Kutlu. 8. (-le) mec. Canlılık kazandırmak: "Evi sade sesiyle değil, vücudu ile de doldurdu." -H. Taner. 9. mec. Birini, başkası için kötü düşünecek bir duruma getirmek: "Ah, biliyorum, biliyorum seni o gece doldurdular." -Y. K. Karaosmanoğlu.

Türkçe - İngilizce

doldurmak anlamı
fiil
1) fill
2) complete
3) replenish
4) charge
5) load
6) stuff
7) line
8) top up
9) infuse
10) congest
11) crowd
12) ram
13) choke up
14) clog
15) cover in
16) glut
17) infest
18) store
19) throng
20) point up
21) write out

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

doldurmak anlamı
Yalan sözler, dedikodu ile bir kimseyi bir başkası aleyhine kışkırtmak.

Köfünye, Larnaka, -Kıbrıs

doldurmak anlamı
< ET tolmak: doldurmak. || doldermek

doldurmak eş anlamlısı

almak
(-i) 1. Bir şeyi elle veya başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak: "Sağ elinin çevik bir hareketiyle başındaki tülbendi çekip aldı." -N. Cumalı. 2. (-i, -den) Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak: Çocuğu okuldan aldı. 3. Birlikte götürmek. 4. (nsz) Satın almak: "Biz bir ya da iki parti alır, çekiliriz piyasadan." -N. Cumalı. 5. (nsz) Ele geçirmek, fethetmek: "Fakat aldıkları yerlerin ahalisini Türkleştiremediklerinden bu büyüklük onların zayıf düşmelerine sebep olmuş." -Ö. Seyfettin. 6. (nsz) İçine sığmak: Bu kavanoz iki kilo bal alır. Bu salon bin kişi alır. 7. (-e, nsz) Kabul etmek: Evine kiracı almak. 8. (nsz) Kendine ulaştırılmak, iletilmek: Mektup almak. Haber almak. 9. (nsz) İçeri sızmak, içine çekmek: Gemi su alıyor. Fotoğraf makinesi ışık almış, film yanmış. 10. (nsz) Erkek, kadınla evlenmek: "O sırada aldığı kadının babasının birçok yardımını görmüştü." -M. Ş. Esendal. 11. (-i, nsz) Sürükleyip götürmek: Öküzü sel aldı, harmanı yel aldı. 12. (nsz) Kazanmak, elde etmek. 13. (nsz) Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak: Soğuk almak. Ceza almak. 14. (-i, nsz) Bürümek, sarmak, kaplamak: Burayı kötü bir koku aldı, durulamaz hâle geldi. 15. (-den) Kısaltmak, eksiltmek: Ceketin boyundan almak. 16. (nsz) Yolmak, koparmak: Kaş almak. 17. Yerini değiştirmek, çekmek. 18. Temizlemek: Karyolanın altını süpürge ile al. Örümcekleri al. 19. (-i, -e) İçeri girmesini sağlamak: "Sevdiği delikanlıyı gece evine almış." -N. Cumalı. 20. (nsz) Tat veya koku duymak: Sigaradan hiç tat alamaz oldum. Burnu iyi koku alır. 21. (-i, -e) Örtmek, koymak: Paltosunu sırtına aldı. 22. (-i, -e) ... gibi anlamak: Bir sözü şakaya almak. 23. (-i, -de) Yol gitmek, mesafe katetmek: O yolu bir saatte alırsınız. 24. (-i, -den) Çalmak: Cebimden saatimi almışlar. 25. Soldurmak: Güneş perdelerin rengini aldı. 26. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak: Dalağını aldılar. 27. (nsz) Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek: "Savcı yardımcısı gaza bastı, motor almadı. Bir daha bastı, yine almadı." -H. Taner. 28. (nsz) Göreve, işe başlatmak: Yeni bir kapıcı aldı. 29. (-den) Görevden, işten çekmek. 30. (nsz) Başlamak: "Üsküdar'a gider iken aldı da bir yağmur" -Halk türküsü. 31. (-den) Davranış veya makam değiştirmek: Aşağıdan almak. Tizden almak. 32. (nsz) İçecek veya sigara içmek: Tadına bakmak için bir yudum aldım. 33. (nsz) Yutmak, kullanmak: İlaç almak. 34. (-den, nsz) Kazanç sağlamak: Bir pantolondan beş yüz lira alıyorlar. 35. Gidermek, yok etmek: İçine biraz su koy, tuzunu alır.

"doldurmak" için örnek kullanımlar

Ama bir yere ağaç dikmek, bir yeri fidanlarla doldurmak orayı orman yapmaz.
But a place to plant a tree, not a lot of forest seedlings to fill that place.
Kaynak: yenialanya.com
Mesela İstanbul'daki The Game For Big Kids ikinci yılını doldurmak üzere.
For example, to fill the second year in Istanbul The Game For Big Kids.
Kaynak: haberturk.com
Suriye'de başlayan iç savaş ikinci yılını doldurmak üzere.
To fill in the second year of the civil war started in Syria.
Kaynak: timeturk.com
Cebini biraz daha doldurmak, oradan bir yer alabilmek için mi?
Fill the pocket a little bit more, to get a place there?
Kaynak: kentgazetesi.com
Dolgu flaş (fotoğrafçılık), Konuyu aydınlatmak ya da gölgelerini doldurmak amacıyla ana ışık kaynağına ilave olarak kullanılan flaş .
Kaynak: Dolgu flaş (fotoğrafçılık)
Haftalık siyasi, tarihi, ilmi yayın dünyasında boşluğu doldurmak için yola çıkan gazete, ilk basımda 50.000 trajı ile bunu da
Kaynak: Sebil gazetesi
Yeni Türkiye Partisi (YTP), 27 Mayıs 1960 Darbesi 'nden sonra Demokrat Parti 'nin kapatılmasıyla siyasi yaşamda doğan boşluğu doldurmak
Kaynak: Yeni Türkiye Partisi (1961)
'da, 1815 Viyana Kongresi ile 1806'da yıkılan Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu 'nun boşluğunu doldurmak amacıyla kurulan konfederasyondur.
Kaynak: Alman Konfederasyonu
Dükü 'ne isyan eden Cenevre 'nin Katolik Kardinal 'liği'ni feshetmesiyle kilise'de beliren boşluğu doldurmak için Cenevre 'ye davet edildi.
Kaynak: Jean Calvin
Gruptan ayrıldıktan sonra kendisinin yerine gelen Nicko McBrain'in yerini doldurmak üzere Fransız Trust grubuna katılmıştır. Bruce
Kaynak: Clive Burr
Cep telefon u ya da el feneri pili , bir pili doldurmak için kullanılan adaptör , bir bilgisayarın gereksinimi olan gücü üreten donanım
Kaynak: Güç kaynağı
Eski T-80 'lerin yerini doldurmak için yapılmıştır. Körfez Savaşı 'nda T-72 'lerin Amerikan M1A1 tanklarına karşı başarısız olması sonucu
Kaynak: T-90
'in babası Philip'in hâkimiyetine karşı çıkmak ve ona karşı doldurmak için de nutuklar hazırlamış ve bizzat halka bunları kendi iletmiştir.
Kaynak: Demostenes
2010/2011 sezonu itibariyle yıldız oyuncusu David Villa 'yı Barcelona 'ya gönderdiği için bu boşluğu doldurmak isteyen Valencia CF
Kaynak: Roberto Soldado
hazırladığı rapor üzerine Resim ve İş Eğitimi alanında oluşan boşluğu doldurmak amacıyla "Öğretmen Okulu" mezunları arasında yapılan sınavı
Kaynak: Malik Aksel
ait eserlerin eleştirel basımlarını hazırlayarak Türkiye'de bu konudaki önemli bir boşluğu doldurmak amacıyla çalışmış ender yazarlardandır.
Kaynak: Atilla Özkırımlı
atomize olmasını sağlaması, karbüratörün ise motorun emme zamanının oluşturduğu vakumu doldurmak için hareket eden havaya yakıt püskürtmesidir.
Kaynak: Yakıt enjeksiyonu
Kontrollü hava sahaları nda alet uçuşu yapan uçaklar meteorolojik şartlara bakmaksızın uçuş planı doldurmak ve plandaki hususlarla ilgili
Kaynak: Uçuş planı
(Bu noktada şunu belirtmekte fayda vardır ki; 30 kapasiteli şarjörlere 28 adet fişek doldurmak idealdir. Bu şekilde, şarjör yayına aşırı
Kaynak: FN FNC
Derginin kapalı kaldığı dönemlerde, Hüseyin Hilmi çevresi, doğan boşluğu doldurmak için İnsaniyet, Sosyalist ve Medeniyet dergilerini
Kaynak: İştirak
Avellino takımından takım arkadaşı Devin Smith ile birlikte Willie Solomon 'un boşluğunu doldurmak için Fenerbahçe Ülker 'e transfer olmuştur.
Kaynak: Marques Green
Vagonmedya.com
2009-2024 © Sözce hakları saklıdır.