Sözce'de sorgulama yapmak için bir kelime girin

garip ne demek?

 - 5 sözlük, 6 sonuç.

Güncel Türkçe Sözlük

garip anlamı
sf. 1. Kimsesiz, zavallı. 2. Yabancı, gurbette yaşayan, elgin. 3. Acayip: "Yağmur, ortalığa garip bir kış serinliği getirmişti." -A. İlhan. 4. ünl. Şaşılacak bir şey karşısında söylenen söz: "Demek Bekir böyle utangaç bir çocukmuş. Garip!" -A. İlhan. 5. mec. Dokunaklı, hüzün veren: "Bir yabancı için dünyanın neresinde olursa olsun büyükşehir böyle garip bir yalnızlık duygusu veriyor." -H. E. Adıvar.

Kişi Adları Sözlüğü

Garip anlamı Köken: Ar.
Cinsiyet: Erkek
1. Yabancı. 2. Kimsesiz, zavallı. 3. Şaşılacak, tuhaf. 4. Dokunaklı, hüzün veren.

Türkçe - İngilizce

garip anlamı
sıfat
1) strange
2) odd
3) awkward
4) bizarre
5) funny
6) curious
7) kinky
8) queer
9) grotesque
10) freak
11) eccentric
12) exotic
13) freakish
14) fanciful
15) whimsical
16) outlandish
17) fancy
18) screwy
19) fantastic
20) crotchety
21) cranky
22) rum
23) comical
24) funny peculiar
25) quizzical
26) rummy
27) fantastical
28) droll
29) out of the way
30) far-out
isim
1) weirdo
2) poor
3) codger

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

garip anlamı
Krizantem çiçeği.

-Gaziantep

garip anlamı
Çingene

Elâzığ ve yöresi

Yerleşim Birimleri Sözlüğü

Garip anlamı
Bingöl ili, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

garip eş anlamlısı

acayip
sf. (aca:yip) 1. Sağduyuya, göreneğe, olağana aykırı, garip, tuhaf, yadırganan, yabansı: "Dişlerinin arasından ıslık gibi acayip sesler çıkarmaya başladılar." -R. N. Güntekin. 2. ünl. Şaşma anlatan bir söz: Öyle dedi ha? Acayip!
elgin
sf. esk. Yabancı, gurbette yaşayan, garip.
kimsesiz
sf. 1. Annesi babası, yakını, koruyucusu olmayan (kimse), sahipsiz: "Ocağın kimsesiz çocukları okuttuğunu da biliyordum." -F. R. Atay. 2. Boş, ıssız, içinde kimse bulunmayan: "Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında / Yürüyorum arkama bakmadan yürüyorum." -N. F. Kısakürek. 3. zf. Kimsesi olmadan.
yabancı
sf. 1. Başka bir milletten olan, başka bir milletle ilgili olan (kimse), bigâne, ecnebi: "Bu toprak bizimdir, içinde yabancının işi yok." -R. E. Ünaydın. 2. Aileden, çevreden olmayan (kimse veya şey), özge: "Ben, yabancı bir adam, neme lazım, hiç sesimi çıkarmadım." -M. Ş. Esendal. 3. Tanınmayan, bilinmeyen, yad: "Yabancı müşteri giremezdi kapısından. Gelenler hep edebiyat adamlarıydı." -Y. Z. Ortaç. 4. Aynı türden, aynı çeşitten olmayan: Yağın içinde yabancı maddeler var. 5. Bir konuda bilgisi, deneyimi olmayan: Bu uygulamanın yabancısıyım. 6. Belli bir yere veya kimseye özgü olmayan: Yabancı arabalar buraya park edemez.
zavallı
sf. (za'vallı) 1. Acınacak kadar kötü durumda bulunan: "Zavallı hekim kendisine zorla yutturulan afyonların tesiriyle yığıldığı yerden bir daha kalkamadı." -N. F. Kısakürek. 2. mec. Gücü bir şeye yetmeyen, âciz: "Bunu idrak etmekten o kadar zavallı ve biçareydi ki." -A. H. Tanpınar.

"garip" için örnek kullanımlar

Garip özellikleri Guinness Rekorlar Kitabına girmelerini sağladı.
Strange features allowed to enter Guinness Book of Records.
Kaynak: haber.mynet.com
Muğla'da bir garip 'uzman': 'Besmeleyle kesilen ette mikrop olmaz'.
Muğla is a strange 'expert': 'the name of Allah is not infected meat slaughtered'.
Kaynak: haber.sol.org.tr
Ünlü şovmenin bu halleri; "Çok garip hareket bunlar" dedirtti!
The famous entertainer in that state, "they are acting very strange" dedirtti!
Kaynak: takvim.com.tr
Metrobüste bir garip reklam: Kadir Topbaş emekçileri yat limanına çağırdı!
Metrobüste a strange ad: Kadir workers called the marina!
Kaynak: haber.sol.org.tr

Yakın Kelimeler

Google Reklamları
(Tahmin etmek için bir harf girin)
2009-2022 © Sözce hakları saklıdır.