Sözce'de sorgulama yapmak için bir kelime girin

itmek ne demek?

 - 5 sözlük, 11 sonuç.

BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu

itmek anlamı Osm. def'etmek Fr.repousser
(itelemek) (fizik)

Divanü Lügati't-Türk

itmek anlamı
itmek

Güncel Türkçe Sözlük

itmek, -er anlamı
(-i) 1. Bir şeyi güç uygulayarak ileri götürmek: "Erzak yüklü arabayı arkadan iten iki uşak, sırtı tırmandılar." -H. E. Adıvar. 2. Kapı, pencere vb.ni güç uygulayarak açmak veya kapamak: "Yavaşça kapıyı itti, elinde yoğurt bakracıyla girdi." -H. E. Adıvar. 3. Bulunduğu yerden aşağı düşürmek: Suya itmek. Havuza itmek. 4. Sürüklemek, sevk etmek: "Bu oğlanı amcama itmek doğru değil, bir ara gönlünü almalı." -A. Ümit. 5. fiz. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisinden uzaklaşmaya zorlamak, çekmek karşıtı: Aynı cins elektrikli iki cisim birbirini iter.

Türkçe - İngilizce

itmek anlamı
fiil
1) push
2) thrust
3) propel
4) jog
5) repel
6) shove
7) impel
8) hustle
9) foil
10) heft
11) repulse

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

itmek anlamı
İtmek.
itmek anlamı
< ET yitmek: yitmak; kaybol. || itmeyip batmak: unutulmak; sözü edilmemek
itmek anlamı
< ET itmek: itmek; itiklemek
itmek anlamı
Etmek

Kırşehir

itmek anlamı
Yitmek, kaybolmak

Rize

itmek anlamı
Dürtmek, itmek

Artvin Yusufeli Uşhum köyü

itmek anlamı
Kaybolmak

Artvin Yusufeli Uşhum köyü

itmek eş anlamlısı

sevk etmek
1) göndermek, götürmek; 2) mec. sürüklemek, itmek: "Burada başka bir olay anlatacağım ki bu, Türk'ü şuuraltı bir kuvvetle İstiklal Savaşı'na sevk eden amillerin biridir." -H. E. Adıvar.
sürüklemek
(-i) 1. Bir şeyi yerden kaldırmadan iterek veya çekerek götürmek: "Prenses koluma girdi, sürüklercesine büfeye götürdü." -A. Gündüz. 2. Akarsu alıp götürmek: "Sakarya nehri kırılmış söğüt dallarını, saman çöplerini sürüklüyordu." -A. İlhan. 3. mec. İstekli olmayan birini bir yere götürmek, getirmek: "Seni bırakmam vallahi diyor ve bazen gittiği yerlere bile onu sürükleyip götürmek istiyordu." -Y. K. Karaosmanoğlu. 4. (-i, -e) mec. Bir kimseyi, bir işi yapmaya zorlamak: "Hepimizi bu dipsiz denizin enginlerinde mahvolmaya sürükledin, dediler." -A. Kabaklı. 5. (-i, -e) mec. Kötü bir duruma, sona doğru götürmek: "Kız kardeşini kötü yola sürükledi diye babası reddetmişti." -S. F. Abasıyanık. 6. (-i, -e) mec. İlgi uyandırarak bırakamayacak duruma getirmek, çok ilgilendirmek: "... benim çağdaşlarımdan kim bilir kaç bin genci bahtiyar rüyalara sürüklemiştir." -Y. Z. Ortaç.

itmek zıt anlamlısı

çekmek
(-i, -e) 1. Bir şeyi tutup kendine veya başka bir yöne doğru yürütmek: "Hepsi iskemleleri çekerek masanın etrafında bir halka yapmaya hazırlanıyorlardı." -R. N. Güntekin. 2. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. 3. Germek: İpi çekmek. 4. İçine almak, emmek. 5. Bir yerden başka bir yere taşımak: Ekini tarladan çekmek. 6. Bir amaçla ortadan kaldırmak: Piyasadaki parayı çekmek. 7. Solukla içine almak: "Beş defa yutkunup üç defa burnunu çektikten sonra anlattı." -B. R. Eyuboğlu. 8. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak: "Elindeki tabancayı tetiğine basmak için yeni çekivermiş gibiydi." -T. Buğra. 9. Atmak, vurmak: Dayak çekmek. Şut çekmek. 10. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. 11. Güç durumlara dayanmak, katlanmak: "Yalnız bende meçhul bir hastalık vardı. Sekiz yaşından beri çekiyordum." -P. Safa. 12. Tartıda ağırlığı olmak: "Tartsaydınız kırk, kırk beş kilodan fazla çekmezdi." -P. Safa. 13. Döşemek: Kablo çekmek. 14. Herhangi bir engel kurmak: "Derenin kış yaz kurumayan suları böğürtlen fidanlarını yükseltmiş, iki tarafa yemiş dolu bir koyu çit çekmiş." -R. H. Karay. 15. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak: "Birisi niyet çeksin de biz de bir lokma bir şey yiyelim, diye bekleşiyorlar." -S. F. Abasıyanık. 16. İmbik yardımı ile elde etmek: İspirto çekmek. Gül yağı çekmek. 17. Çizgi durumunda uzatmak: "Kirpiğine sürme çek / Kına yak parmağına" -F. N. Çamlıbel. 18. Aynısını yazmak veya çizmek: Yazıyı temize çekmek. Kopya çekmek. 19. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak: Bardak çekmek. 20. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. 21. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek: Fotoğraf çekmek. Film çekmek. 22. Taşıma gücü olmak: Bu araba 500 kilodan çok yük çekmez. 23. Öğütmek: Kahve çekmek. 24. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. 25. Dikkat, ilgi vb.ni üzerine toplamak: "Bu kadın iyi terzi elinden çıkmış koyu renk elbiseleri içinde biçimli vücuduyla az sonra dikkati çeker." -R. H. Karay. 26. Hoşa gitmek, sarmak. 27. Kaçan ilmeği örmek: Çorap çekmek. 28. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak: "Beni lokantasına götürdü, âlâ bir öğle yemeği çekti." -H. E. Adıvar. 29. Bir duyguyu içinde yaşatmak: "Ona yanıyorum, onun hasretini çekiyorum." -R. H. Karay. 30. Yürütmek, sürmek: "Aheste çek kürekleri mehtap uyanmasın." -Y. K. Beyatlı. 31. (-e) Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek: "Yeğeninin ona çeken tek yanı yoktur." -T. Buğra. 32. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak: Sorguya çekmek. 33. (-i, -e) Herhangi bir anlama almak: Bak, sözümü nereye çekti! 34. (-i, -e) Örtmek, giymek: "Yorganınızı başınıza çeker ve uykunuza devam edersiniz." -R. H. Karay. 35. (-i, -e) Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. 36. Yol, ay sürmek: "Sevmediğim ayların çoğu otuz bir çeker, uzundur." -B. Felek. 37. (nsz) Daralıp kısalmak: Kumaşı yıkayınca çekti. 38. Söylemek: "Bir nutuk çekmeye başlarken birdenbire yutkunmuş susmuştu." -Y. K. Beyatlı. 39. Asmak: "Açıkta durduk. Demir attık. Kayığa tehlike bayrakları çektik." -Halikarnas Balıkçısı. 40. Boya, badana vb. sürmek. 41. Yollamak: "Çektikleri telgrafı babasıyla annesi, bakalım, alabilecekler mi?" -A. İlhan. 42. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak: Tulumba, suyu iyi çekiyor. Baca iyi çekiyor. 43. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. 44. fiz. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. 45. tek. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. 46. argo İçki içmek: "Çok kimse rakısını bağında çekiyordu." -F. R. Atay.

"itmek" için örnek kullanımlar

Güreşin ruhunda rakibi itmek yoktur.
There is no push in the spirit of wrestling opponent.
Kaynak: trtspor.com.tr
Fakat uygulayıcı eğitimli değilse, gelen kişiyi tekrar travmaya itmek gibi çok kötü sonuçlar doğurabiliyor.
However, if it is not trained practitioners, like to push the contact back trauma, explosive, very bad.
Kaynak: haberturk.com
Örneğin, piston lu bir kapta pistonu hızlı bir şekilde itmek ile gerçekleşen hal değişimi ile çok yavaş itmek ile gerçekleşen hal
Kaynak: Sanki dengeli hal değişimi
Newcomen buhar makinesi, Thomas Newcomen tarafından 1712 yılında düşünülen ve düşey bir pistonu piston yolunun sonuna kadar itmek için
Kaynak: Newcomen buhar makinesi
Genellikle manevra yapan diğer birlikler için perdeleme yapmak, düşman avcılarını geri itmek ya da düşmanı mızrak yağmuruna tutarak savaş
Kaynak: Velites
Bunlar arasında onu bir köprüden aşağı itmek ya da gladyatör dövüşleri sırasında suikast düzenlemek gibi alternatif çözümler de vardır.
Kaynak: Liberatores
yetişmeyeceğinden, Nibbler'ı daha önce bahsedilen pizza siparişini vermek ve hiçbir şeyden şüphe etmeyen Fry'ı dondurucuya itmek için geçmişe gönderirler.
Kaynak: Philip J. Fry
Karşı takımın oyuncusunu tutmak, itmek, çelme takmak gibi hareketler kişisel faullerdir. Kişisel fauller de üçe ayrılır. Kasten ve
Kaynak: Hakem (basketbol)
kullanarak arka dışarı ön ve hava emiş kombinasyonu ile zanaat itmek amacıyla bir döner kompresör için bir 4 silindirli pistonlu motor kullanmıştır.
Kaynak: Henri Coandă
Kısa süre sonra kürekçiler, diğer gemilerin kendi gemilerine çarpmasını önlemek için onları kürekleriyle itmek zorunda kaldılar.
Kaynak: Rhium Deniz Muharebesi
çiftin, kocanın karısına, kadının kocasına aile içi ya da dışı problemlerden ötürü fiziksel şiddet uygulaması ( dayak, itmek, çimdiklemek vb.)
Kaynak: Şiddet
kendumi telef itmek hiç gözümde olmayacak idi eger seni düşünmemiş olsam idim, zira pek müşkildir bir kimseye sevdiyinden ayrılmak bir
Kaynak: Vartan Paşa
Bacakları itmek suretiyle güç kazanılmasını sağlayan kızaklı oturakların ilk kez kullanılması ise 1857'de ABD'de oldu, onu 1871 yılında
Kaynak: Kürek (spor)
Ama Simon adındaki bir dahi, McClane ve New York şehrini çok tehlikeli bir oyunun içine itmek üzeredir. McClane yeterince kötü günler
Kaynak: Zor Ölüm 3
Kültür: Ger huzûr itmek dilesen ey Muhibbî fârig ol. Var mıdur vahdet makaamı gûşe-i uzlet gibi. Kanuni Sultan Süleyman. Köroğlu. Hey hey efeler hey
Kaynak: Tokmaklar, Bolu
dedikten sonra, ayaklarının altındaki sandalyeyi itmek işini de kimseye bırakmadı. Boyu uzun olduğu için, ayakları masaya basmıştı.
Kaynak: Fatin Rüştü Zorlu
gerçekleştirilebilir. Ölçüm kuramı nda rassal degişken olan X i Ω üzerindeki P ölçüsünü R üzerinde bir F ölçüsüne "ileri itmek" için kullanırız.
Kaynak: Rassal değişken

Yakın Kelimeler

Google Reklamları
(Tahmin etmek için bir harf girin)
Vagonmedya.com
2009-2024 © Sözce hakları saklıdır.