Sözce'de sorgulama yapmak için bir kelime girin

mutlak ne demek?

 - 7 sözlük, 8 sonuç.

BSTS / Besin Hijyeni ve Teknolojisi Terimleri Sözlüğü

mutlak anlamı İng. absolute
Sade, saf, Tam, karışımsız olan, absolüt.

BSTS / Biyokimya Terimleri Sözlüğü

mutlak anlamı İng. absolute
Saf, karışım göstermeyen, temiz.

BSTS / Medeni Hukuk Terimleri Sözlüğü

mutlak anlamı
saltık, salt. ~ butlân: çürüklük (Nichtigkeit, nullité) (karş. nisbî butlân).

BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu

mutlak anlamı
bakınız» salt.

Güncel Türkçe Sözlük

mutlak anlamı
sf. 1. Salt: "Eskilerden üstün olmasa da onlar kadar mutlak bir roman yazmak istiyorum." -H. E. Adıvar. 2. fel. Kendi başına var olan, hiçbir şeye bağlı olmayan, bağımsız, saltık. 3. zf. Kesinlikle.

Türkçe - İngilizce

mutlak anlamı
sıfat
1) absolute
2) utter
3) unconditional
4) infallible
5) extreme
6) peremptory
7) plenipotentiary
8) sov'ran
9) sovereign
10) strict
11) unconditioned
12) certain
13) positive
14) unqualified
15) very
zarf
1) positively

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

mutlak anlamı
Boyuna takılan yuvarlak muska.

-Gaziantep
*Gemerek -Sivas

mutlak anlamı
Mutfak.

-Ankara

mutlak eş anlamlısı

bağımsız
sf. 1. Davranışlarını, tutumunu, girişimlerini herhangi bir gücün etkisinde kalmadan düzenleyebilen, özgür, hür: "Konsolosların her biri bağımsız bir vali gibi davranırdı." -N. Cumalı. 2. Müstakil. 3. is. Herhangi bir kuruluşa, partiye bağlı olmayan kimse: "... Meclis dışındaki bağımsızlardan olmak üzere, siyasi parti gruplarından, oranlarına göre, üye alınır." -Anayasa. 4. is. Bağımsız milletvekili.
kesinlikle
zf. (kesinli'kle) Kesin bir biçimde, kesin, kesin olarak, kesinkes, yüzde yüz, her hâlde, her hâlükârda, mutlak, mutlaka, katiyen: "Kimsenin üzerinde durmadığı birkaç ünlü kişiden birisi de kesinlikle o idi." -T. Buğra.
salt
sf. 1. İçinde yabancı bir öge bulunmayan, mutlak: "Çelişkileri salt geleneklerin, törenin, eğitimin bir sonucu saymışızdır." -A. Ağaoğlu. 2. fel. İçine, kendisine yabancı hiçbir şey karışmamış, arı. 3. zf. Yalnızca: "Sanat adına konuşmakta kendinde hak gören, her konuştuğunu da salt doğrudur diye karşısındakine kabullendirmek isteyen kimseler sardı etrafımızı." -N. Cumalı.
saltık
sf. fel. 1. Mutlak. 2. top. b. Bağımsız, göreli olmayan ve kendi başına tam sayılan (bir olgunun niteliği).

"mutlak" için örnek kullanımlar

Bizim bulunduğumuz konum itibariyle mutlak kazanmamız gereken bir maç.
Our current position to win a match at the absolute.
Kaynak: haber3.com
Batalla'nın pasında Barış vurmakta gecikince mutlak bir gol kaçıyor.
Batalla'nın pasında delayed for Peace is an absolute goal to shoot on the run.
Kaynak: bursadabugun.com
76'da ani gelişen Schalke 04 atağında Muslera mutlak tehlikeyi önledi.
Muslera absolute prevented the danger of sudden onset at 76 Schalke 04 attack.
Kaynak: haber3.com
89'da Oktay'ın ortasına Mehmet Ayaz dokundu, Necati mutlak golü önledi.
Oktay, Mehmet Ayaz touched the middle of '89, Necati prevented the absolute goal.
Kaynak: yeniasir.com.tr
Saltık veya mutlak büyüklük, bir nesnenin olağan aydınlama gücü mesafesi nde bulunduğunda sahip olduğu görünür parlaklık tır.
Kaynak: Saltık büyüklük
Mutlak Monarşi, devlet in tek bir kişi tarafından hiçbir sınırlamaya bağımlı olmayarak yönetildiği rejim türüdür. İmparatorluğu mutlak
Kaynak: Mutlak Monarşi
Matematik te, mutlak değer bir gerçel sayı nın işaret siz değerini verir. Örneğin, 3; hem 3'ün hem de -3'ün mutlak değeridir.
Kaynak: Mutlak değer
Mutlak kulak ya da mutlak perde yeteneği, duyulan bir nota yı bir referans almadan, başka bir notayla karşılaştırmadan tanıyabilme yeteneği
Kaynak: Mutlak kulak
beta büyüklüğünün veya mutlak sıcaklık olarak tanımlanan Tequiv (k eta)^-1 büyüklüğünün iki önemli fiziksel sonucu vardır.
Kaynak: Mutlak sıcaklık
Bağıl nem, havanın bünyesinde su buharı halinde tuttuğu mutlak nem in, bulunduğu sıcaklık ve basınç koşullarında tutabildiği azami su
Kaynak: Bağıl nem
Nem ölçümlerinde mutlak nem , bağıl nem ve spesifik nem hesaplanır. Mutlak nem birim hacimdeki nem miktarıdır. Gram /metreküp olarak
Kaynak: Nem
Fransız Devrimi veya Fransız İhtilâli (1789-1799), Fransa 'daki mutlak monarşi nin devrilip, yerine cumhuriyet in kurulması ve Roma Katolik
Kaynak: Fransız Devrimi
A priori ilkeler, çeşitli dogma lar ve asla değişmeyeceği kabul edilen mutlak değerleri kabul eden, bu bilgilerin mutlak hakikat olduğunu
Kaynak: Dogmatizm
K harfi ile gösterilen ve birim aralığı Santigrat (Celsius) derecesiyle aynı olan, ancak sıfır noktası olarak mutlak sıfır ı (–273.15 °C)
Kaynak: Kelvin
İki türlü kadir vardır: Yıldızın yeryüzünden görünen kadri ve mutlak kadri. Mutlak kadir, farazi olarak yıldızın yeryüzünden 32,6 ışık
Kaynak: Kadir (gökbilim)
Hükümdar, bir ülkede mutlak otorite sahibi yönetici. Hükümdarlar, imparator , padişah , kral , han , hakan , şah gibi unvanlara sahip
Kaynak: Hükümdar

Yakın Kelimeler

Google Reklamları
(Tahmin etmek için bir harf girin)
2009-2022 © Sözce hakları saklıdır.