Sözce'de sorgulama yapmak için bir kelime girin

yapmacık ne demek?

 - 5 sözlük, 5 sonuç.

BSTS / Güzel Sanatlar Terimleri Sözlüğü

yapmacık anlamı Fr. manière
(Resim, Heykel) Resim ve heykel sanatlarında içtenlikten uzak, yapmacıklı çalışma.

BSTS / Tiyatro Terimleri Sözlüğü

yapmacık anlamı Alm. gehünsteltes Spiel
Doğal olmayan oyun yöntemi. Bir oyuncunun, rolünü doğal ve inandırıcı bir rahatlıkla oynayacak yerde ona gereksiz ve aşırı jestler katması.

BSTS / Yazın Terimleri Sözlüğü

yapmacık anlamı Osm. tasannu Fr. dandrome
Sözde, yazıda içtenlikten uzak, doğala benzemeyen duygulanma gösterileri.

Güncel Türkçe Sözlük

yapmacık anlamı
sf. İçten olmayan (tavır, davranış, duygu), yapma, yapay, sahte, suni, zahirî, sofistike: "Köylülerden kapma biraz yapmacık bir safiyetle konuşuyordu." -S. F. Abasıyanık.

Türkçe - İngilizce

yapmacık anlamı
sıfat
1) artificial
2) affected
3) campy
4) studious
5) plummy
6) pretended
7) false
8) feigned
9) studied
10) constrained
11) theatrical
12) counterfeit
13) factitious
14) genteel
15) cold
16) set
17) shifty
18) sophisticated
19) unnatural
20) put-on
21) rose-water
22) chi-chi

yapmacık eş anlamlısı

davranış
is. 1. Davranma işi, tutum, davranım, muamele, hareket: "Düşünceleri, davranışları bana ters gelen biriyle bir arada oturamam elbet!" -N. Cumalı. 2. fel. Dıştan gözlemlenebilecek tepkilerin toplamı. 3. ruh b. Organizmanın uyaranlar karşısındaki tepkilerinin bütünü.
sahte
sf. 1. Bir şeyin aslına benzetilerek yapılan, düzme, düzmece: "Köylü kadınlar boyunlarında sıra sıra sahte altınlar... taşırlardı." -Y. K. Beyatlı. 2. Uydurma. 3. mec. Yapmacık: "Öteki çocuklar sahte bir sessizlikle sahte bir hamaratlık gösterisi içinde birer disiplin modeli olmuşlardı." -Ç. Altan.
sofistike
sf. 1. Yapmacık. 2. fel. Yanıltıcı. 3. tekno. Karmaşık. 4. mec. Karmaşık.
suni
sf. (su:ni:) 1. Yapma, yapay, takma. 2. mec. Yapmacık.
yapay
sf. 1. Doğadaki örneklerine benzetilerek insan eliyle yapılmış, üretilmiş, yapma, suni, sentetik, doğal karşıtı: Yapay gübre. 2. Yapmacık: "En yapay, en saçma sorunları bile güncelleştirip kitleye mal etmekte üstüne yoktu." -T. Yücel.
yapma
is. 1. Yapmak işi: "Ham ağaçları evcile çeviririm, aşı yapmayı bilirim, budamayı bilirim." -N. Araz. 2. sf. Doğadaki şeylere benzetilerek insan eliyle yapılmış, yapay, suni, sahici karşıtı: "Köşede bir piyano, piyanonun üstünde yapma çiçekler." -N. Hikmet. 3. sf. Yapmacık: "Fakat fazla içliliği erkekliğe yakıştıramadığından kendini her zaman yapma bir sertliğin arkasına gizlerdi." -H. Taner.
zahirî
sf. (za:hiri:) 1. Görünen, görünürdeki. 2. mec. Yapmacık.

"yapmacık" için örnek kullanımlar

Çünkü annenin yani sunucunun yapmacık olmaması, doğal olması gerekiyordu.
Because the mother, so the server is not contrived, supposed to be natural.
Kaynak: sabah.com.tr
Oyun renkli bir biçimde kahır dolu kederden, hiddet dolu gazaba geçen gerçek ve yapmacık cinnetin izlediği yolu çizer ve ihanet, intikam,
Kaynak: Hamlet
Ana tema aşk tır. Yöresel dil ve üslup özelliklerini yansıtırken sanat kaygısı, yapmacık bir değiş, böbürlenme, kabalık, sertlik,
Kaynak: Halk müziği
Avrupa'yı yağmalayan Goth Kabileri ile hiçbir ilgisi olmayan bu altkültür, Thatcher - Reagen döneminde yapmacık Anglo Saxon kültüren bir
Kaynak: Goth
Hikayedeki, okuyucuyu rahatsız edebilen veya aşırı şaşırtan, yapmacık ya da keyfi olarak oluşturulmuş kurgusal bölümler okuyucunun güven
Kaynak: Hikâye aracı
Özentili ve yapmacık bir şiir tarzıdır. Remy Belleau bu tarzda şiir yazanların başında gelir. Bu akım adını; şair Anakreon'dan alır.
Kaynak: Anakreontizm
Sürekli olarak etrafındaki her insanın "samimiyetsiz/yapmacık (phony)" olduğunu söyleyen Caulfield sonunda bir otele çekilir ve bekaretini
Kaynak: Gönülçelen (roman)
Gençliğimin ilk yapmacık heyecanlarından sıyrıldım artık.” Cömert, 1950'lerde şiirle girdiği edebiyat-sanat dünyasında, adını daha çok
Kaynak: Bedrettin Cömert
şeyler şüpheyle karşılanması gereken, kuruntu ve yapmacık şeylerdir; kinik düşüncede olsa olsa bunların karşıtlarım bir değer ifade eder
Kaynak: Antisthenes
Kırmızıların sert ve yapmacık hareketlerine karşılık, mavilerinki yumuşak ve lirik bir özellik gösterir. Bu soyut kısa bale,temsil süresini
Kaynak: Çark
evlenme kontartını, çöpçatan Goro'yu, evi ve hizmetçileri yabancı bir ülkede yapilan geçici yapmacık bir evlilik ve bir eğlence olarak görmektedir.
Kaynak: Madam Butterfly
Kalb aptalca, doğal olmayan ve yapmacık bir tarzda konuşur ayrıca bazı kelimeleri yanlış kullanır: “…bütüncül bir maharetle ben eve –
Kaynak: Friedrich Schiller
Kırmızıların sert ve yapmacık hareketlerine karşılık, mavilerinki yumuşak ve lirik bir özellik gösterir. Bu soyut kısa bale, temsil süresini
Kaynak: Sait Sökmen
Onların bu yapmacık arsız tavırları dokunaklı bir cazibeden öte değildi. Romantizm akımının Avrupa'ya yayılmasının ardından popüler olacak
Kaynak: Manolo
gibi cüce olan şefkâtsiz, samimiyetsiz ve yapmacık tavırlı idarecilerine karşı ayaklanırlar ve onları rehin alarak kontrolü ele geçirirler.
Kaynak: Cüceler de Başta Küçüktü
üslubu ve Morrissey 'in yapmacık bir biçimde kederli fakat akıl dolu sözleri, eşsiz sesi ve aykırı şarkı yapısı grubu emsalsiz kılmaktadır.
Kaynak: The Smiths (albüm)
arkadaşı olan Zbigniew Cybulski 'nin filmde döneme uygun kıyafetler giydiğinde rahat davranamayacağını ve yapmacık bir oyun vereceğini biliyordu.
Kaynak: Küller ve Elmaslar

Yakın Kelimeler

Google Reklamları
(Tahmin etmek için bir harf girin)
2009-2022 © Sözce hakları saklıdır.