Sözce'de sorgulama yapmak için bir kelime girin

genişlemek ne demek?

 - 2 sözlük, 2 sonuç.

Güncel Türkçe Sözlük

genişlemek anlamı
(nsz) 1. Geniş duruma gelmek, büyümek. 2. Bollaşmak. 3. Rahat bir duruma gelmek, açılmak, ferahlamak: "Ahali dar parmaklıklardan kurtulur kurtulmaz, yelpaze gibi açılıp genişleyerek dağılıyorlardı." -P. Safa. 4. mec. Yaygın duruma gelmek: Ünü, ölümünden sonra daha da genişlemişti.

Türkçe - İngilizce

genişlemek anlamı
fiil
1) expand
2) widen
3) flare
4) extend
5) dilate
6) broaden
7) enlarge
8) spread out
9) splay
10) sprawl
11) yawn

genişlemek eş anlamlısı

açılmak
(nsz) 1. Açma işine konu olmak: "Kasabada bir çırçır fabrikası açılmış." -A. Ümit. 2. Renk koyuluğunu yitirmek: Perdenin rengi açıldı. 3. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak: Ateşi düşünce hasta açıldı. 4. Denizde kıyıdan uzaklaşmak. 5. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. 6. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. 7. İşini gereğinden veya götürebileceğinden geniş tutmak: Fazla açıldığı için iflas etti. 8. Genişlemek, bollaşmak: Ayakkabısı açıldı. 9. Delinmek, yırtılmak: Pantolonun dizleri açıldı. 10. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek: "Belki hava açılıyor." -R. H. Karay. 11. Gereken güce ulaşmak: Araç uzun yolda açıldı, hızı arttı. 12. (-e) Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek: "Hiç kimseye açılmayarak yaşadığım bu altı ay beni bitirdi." -P. Safa. 13. (-e) Kapı, yol vb. geçit vermek: "Yol açılmış, biriken vasıtalar sel hâlinde akmaya başlamıştı." -H. Taner. 14. Yüzerken kıyıdan uzaklaşmak: "Ben yüzerken biraz fazla açıldım, kendimi Vardar'ın kuvvetli bir akıntısına kaptırdım." -Y. K. Beyatlı. 15. mec. Ayrıntıya girmek.
büyümek
(nsz) 1. Organizmanın bütününde veya bu bütünün bir bölümünde, boyutlar artmak, irileşmek, eskisinden büyük duruma gelmek: "Büyür güzellikleri, vücutları, kısmetleri çocuklar uyurken." -F. H. Dağlarca. 2. Yetişmek: "İhtiyar Süleyman Çavuşun ellerinde büyüdüm." -A. Gündüz. 3. Yaşı artmak, yaşlanmak: "Fakat büyüdükçe o kadar sevdiği bu oyunlara veda etmek lazım gelecekti." -Ö. Seyfettin. 4. Artmak, güçlenmek, şiddeti artmak: "İkinci de okuduktan sonra kavga büyüdü." -M. Ş. Esendal. 5. Sayıca artmak. 6. Genişlemek: "Barbarosların ülkesi büyüdükçe büyüyordu." -F. F. Tülbentçi. 7. Önem ve değer kazanmak: "Türklük ülküsünün biraz daha köklendiğini, büyüdüğünü, yeşerdiğini duyarız." -O. S. Orhon.
ferahlamak
(nsz) 1. Genişlemek, açılmak. 2. Serinlemek. 3. İç açıcı duruma gelmek: Ortadaki masa kaldırılınca oda ferahladı. 4. Sıkıntısı, tasası dağılmak: "Geçer hepsi geçer elbet / Daralmış gönüller ferahlar." -B. Necatigil.

"genişlemek" için örnek kullanımlar

Şirket, 1939 yılında hukuk ve sağlık alanında genişlemek için Hamish Hamilton Hukuk ve Hamish Hamilton Sağlık kollarını açtı.
Kaynak: Hamish Hamilton
Moğolcada Telek/Teleh, yaymak, genişlemek, açılmak, yaratmak, Tüleh ise ısı, sıcaklık anlamlarını taşır. Bazı Moğol lehçelerinde Delhe
Kaynak: Telgey
Batıda genişlemek isteyen Tang hanedanlığı müslüman Araplar ve Karluk Türkleriyle Talas Muharebesi 'ne girmiş ve muharebeyi kaybetmişti.
Kaynak: An Luşan İsyanı
Aleksey'in başdanışmanlığını üstlenen Ordin-Naşçokin, Rus dış politikasının temel amacının Baltık bölgesinde genişlemek olduğunu
Kaynak: Afanasi Lavrentyeviç Ordin-Naşçokin
Balkanlar'daki Slav başkaldırısı büyümüş ve bu durum hem Avusturya-Macaristan hem de Rusya için bölgede genişlemek için bir fırsat teşkil etmiştir.
Kaynak: Üçlü İttifak (1882)
arapçası سورة الشرح | resimi | başlık | sınıfı Mekki | ismin_anlamı açılmak, genişlemek | başka_isimi | sure_numarası 94 | geliş_zamanı |
Kaynak: İnşirah Suresi

Yakın Kelimeler

Google Reklamları
(Tahmin etmek için bir harf girin)
Vagonmedya.com
2009-2022 © Sözce hakları saklıdır.